|
|
GELECEĞİ TASARLAMAK İÇİN ARAŞTIRMA
İşi doğru yapmak, evet, ama yetmez !
Türk şirketleri, geçtiğimiz 20-30 yılda işlerini doğru yapmak yönünde ... Daha fazlası 
|
|
|
ŞİKE YASASI VATANDAŞI BÖLDÜ
Aziz Yıldırım’ın da aralarında bulunduÄŸu futbolun ünlü isimlerinden 50 kiÅŸinin gözaltına alındığı Å... Daha fazlası 
|
|
|
DOKTORLAR TARTIÅžIRKEN VATANDAÅž NE YAPSIN...
Doktorlar arasında kolesterol ilaçlarının kalp krizi riskini azaltıp azaltmadığı konusundaki tartışmalar, vata... Daha fazlası 
|
|
|
2012 YILINDAN EKONOMİK BEKLENTİLER
KARAMSARLIK DÜNYADA YÜKSELiŞTE İKEN
TÜRKİYEDE AZALIYOR !
Dünyada Net Ekonomik İyimserlik Puanı son bir yıld... Daha fazlası 
|
|
|
DEPREM HAZIRLIÄžINDA SINIFTA KALDIK !
Barem Research’ün araÅŸtırmasına göre Kocaeli depreminin üstünden oniki yıl geçmesine raÄŸmen on kiÅŸiden ... Daha fazlası 
|
|
|
“YERLİ OTOMOBİL DEVRİM ARABALARI V2 Mİ OLACAK, YOKSA...?
Hükümetin “Yerli Otomobil” projesi Türkiye’de 60’larda yaÅŸanan “Devrim Arabaları̶... Daha fazlası 
|
|
|
RAMAZANIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ - ORUÇ, NAMAZ VE ÖTESİ...
Toplum olarak din ile ilişkimizin en yoğun olduğu Ramazan ayında, son 6 yılda Türkiye nüfusunu temsil eden toplam... Daha fazlası 
|
|
|
TURİZM TAMAM AMA TÜRKİYE'YE YETMEZ - 1
Barem Research, Türkiye’nin batı komÅŸuları gözündeki imajını araÅŸtırdı. Türkiye turizmde güçlü ama... Daha fazlası 
|
|
|
TURİZM TAMAM AMA TÜRKİYE’YE YETMEZ (2)
Barem Research, Türkiye’nin batı komÅŸuları gözündeki imajını araÅŸtırdı. Türkiye turizmde güçlü ama ... Daha fazlası 
|
|
|
TURİZM TAMAM AMA TÜRKİYE’YE YETMEZ (3)
Barem Research, Türkiye’nin batı komÅŸuları gözündeki imajını araÅŸtırdı. Türkiye turizmde güçlü ama ... Daha fazlası 
|
|
|
 |


|
“YERLİ OTOMOBİL DEVRİM ARABALARI V2 Mİ OLACAK, YOKSA...?
Hükümetin “Yerli Otomobil” projesi Türkiye’de 60’larda yaÅŸanan “Devrim Arabaları” olayını hatırlatıyor. Çok farklı koÅŸullarda gerçekleÅŸecek olsa da bu defa baÅŸarılı bir markamızın olması, o zaman yapılan hataların tekrarlanmamasına baÄŸlı. Bu baÄŸlamda tüm tarafların bu otomobile inanmasını çok önemsediÄŸimizden eksik taraf olarak gördüğümüz tüketicilerin düşüncelerini aldık. Sonuç : Yerli otomobile tüketiciden yeÅŸil ışık, kaliteli, özellikli ve ekonomik olması koÅŸuluyla. Geçen yıl 600 bin adet otomobil üretimine ulaşıldı. Kendini kanıtlamış üretim tesisleri, oturmuÅŸ yan sanayii ve yeterli kapasitesi ile parlak üretim ortamı global otomobil markalarını Türkiye’de üretime çekiyor. Tasarım ve ürün geliÅŸtirme için ÅŸimdilik 4 bin kiÅŸinin çalıştığı Ar-Ge birimleri de Türkiye’nin elini güçlendiriyor. Ancak hala yerli bir markamız yok. İktidarın yerli otomobil projesi bu anlamda zamanında bir giriÅŸim gibi görünüyor. Peki ya tüketici? Acaba Türkiye’de bu otomobilleri satın alması beklenen tüketici yerli otomobil konusunda ne düşünüyor? Devrim Arabaları filmini hatırlarsınız. Çok deÄŸil, iki yıl önce sinemalarda gösterilen film, 1961 yılında Cemal Gürsel’in emriyle baÅŸlatılan ve 23 mühendisin inanılmaz bir azimle çalışarak 130 günde 29 Ekim törenlerine yetiÅŸtirdikleri ilk yerli otomobillerin üretim sürecini anlatıyordu. O zaman çeÅŸitli nedenlerle seri üretime geçemeyen yerli otomobil konusu elli yıl sonra tekrar gündemde. Üstelik gene iktidarın isteÄŸiyle. Türkiye’nin 60’larda baÅŸlayan otomobil imalat serüveni baÅŸarıyla devam ediyor. KoÅŸullar elli yıl öncesinden çok farklı tabii. Sektördeki global yapı kadar Türkiye’nin bu alandaki konumu da çok deÄŸiÅŸti. Otomotiv (Kara, deniz, hava taşıtları ve yan sanayii) Türkiye’nin en büyük ihracat kalemi. OSD (Otomotiv Sanayii DerneÄŸi) yıl sonu raporuna göre, 2010 yılında; üretim bir milyon yüz bine, iç pazar 800 bine, ihracat 750 bine dayandı. Otomobil için de sayılar epey heyecan verici görünüyor. 2010 yılında 500 bini aÅŸan otomobil pazarının % 69’u ithal olsa da üretilen 600 binin üzerinde otomobilin % 73’ü, 440 bini ihrac edildi. Ancak birim, adetten dövize geçince 2010 yılında en büyük ihracat pazarımız olan Avrupa’da krizin etkilerinin sürmesi nedeniyle, ihracatın ithalatı karşılama oranı genel olarak otomotivde % 3’e otomobilde ise % -9’a düştü. Yani onca otomobil ihracatı malesef bugün için ithalatı karşılamıyor. Ancak görünen, parlak bir gelecek. Ölçek ekonomisi için üretim kapasitesi giderek artıyor. Türkiye’de üretilen araçların kalitesi artık dünyada otomotiv profesyonelleri tarafından sorgulanmıyor. Üstelik ciddi Ar-Ge yatırımları ve bu alanda çalışan 4 bin uzman ile üretim dışında ürün geliÅŸtirme konusunda da iddia sahibi olmak hedefleniyor.
Hiç mi sorun yok Åžeytanın avukatlığını yapmak gerekirse konuyla ilgili bir kaç soru sorulabilir tabii. Öncelikle Küresel İklim DeÄŸiÅŸikliÄŸi sorunu için otomobilin yaygınlaÅŸtırılması yerine toplu taşımaya öncelik verilmesi gerekmez mi? Gelecek nesillere yaÅŸanacak bir dünya yaratmak için yerli otomobil yeÅŸil olacak, deÄŸil mi? Yoksa fosil yakıtlı ve eski teknolojili araçlardan mı bahsediyoruz? Hani, Ar-Ge yatırımları ne oldu diyebiliriz ! İkinci soru devlet elindeki üretim kurumlarını verimsizlik nedeniyle yabancı firmalara satarken, özel sektörden yerli marka otomobil için elini taşın altına koymasını istemesi anlamlı mı? Yurtdışında bir çok markaya olduÄŸu gibi bizde de yerli otomobile Ar-Ge ve üretim için devlet desteÄŸi gelecek mi? Evet ise, nerde kaldı Liberal ekonomi? Bir de tabii iÅŸin Türkiye olarak çok zorlandığımız pazarlama ve markalaÅŸma kısmı var. Bu alanın da devlet desteÄŸini hakettiÄŸini ve gerçek uzmanlara bırakılması gerektiÄŸini düşünüyoruz. Yerli otomobil’e inanıyor muyuz? Peki, otomobil satın almayı planlayanlar bu konuda ne düşünüyor? Öyle ya, proje gerçekleÅŸir ve yerli otomobiller üretilmeye baÅŸlanırsa ilk ve en büyük pazar Türkiye olacak herhalde.
Barem Research olarak Ekim 2011’de, otomobil satışlarının yüksek olduÄŸu 6 ilimizde, önümüzdeki üç yıl içinde otomobil satın almayı planlayan 330 kiÅŸi ile bir araÅŸtırma gerçekleÅŸtirdik. Görüştüğümüz kiÅŸiler çoÄŸunlukla erkek, yalnızca 8’de biri kadın. ÇoÄŸunluk 35-49 yaÅŸ grubunda (% 44), 3 kiÅŸiden biri 18-34 yaÅŸ grubunda. Bu kiÅŸilerin yarıya yakın kısmı bir yıl içinde otomobil satın almayı planlıyor. Görüşülen kiÅŸilerin % 58’i Yerli Otomobil projesini biliyor. Bu oran cinsiyet ve yaÅŸ grupları açısından benzer, ancak iller bazında farklılaşıyor. Bilenlerin oranı en yüksek Istanbul’da (% 69). ÇoÄŸunluk yerli markalı bir otomobilin yalnızca Türkiye’de satılacağını (% 56) düşünüyor. KomÅŸu ülkelerde de satılır diyenler % 26. Kalan % 18’lik bir gruba göre ise yerli markalı bir otomobil tüm dünyaya satılabilir. Üç kiÅŸiden ikisi yerli markalı bir otomobilin fiyatının yabancı benzerlerinden daha ucuz olacağını düşünüyor. Daha pahalı bir fiyat bekleyenler yalnızca % 3. ÇoÄŸunluk yerli markalı bir otomobilden yabancı benzerleriyle aynı kalite (% 53) ve aynı ürün özelliklerini (% 58) bekliyor. Kısaca aynı seviyedeki yabancı otomobillerle karşılaÅŸtırıldığında yerli otomobilden ilginç bir ÅŸekilde ; benzer ürün özellikleri, benzer kalite ve fakat daha ucuz fiyat bekleniyor. Üreticilerin iÅŸi pek kolay deÄŸil. Ancak, iyi haber de var, görüştüğümüz 3 kiÅŸiden ikisi yerli otomobili alabileceÄŸini söylüyor. Yerli otomobilin hem iç pazardaki ithalatın bir kısmını karşılayacağını hem de 60 milyon adetlik dünya pazarından hakettiÄŸi payı alacağını umuyoruz.
İletişim için : continuous@barem.com.tr
|
|
|
|
 |


|
RAMAZANIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ - ORUÇ, NAMAZ VE ÖTESİ...
Toplum olarak din ile iliÅŸkimizin en yoÄŸun olduÄŸu Ramazan ayında, son 6 yılda Türkiye nüfusunu temsil eden toplam 12 bin kiÅŸiyle yaptığımız sürekli bir araÅŸtırmanın bulgularıyla, ibadet alışkanlıklarımıza bir göz attık. Barem Research’de yürüttüğümüz araÅŸtırmanın 6 yıllık toplu sonuçları her 100 kiÅŸiden 67’sinin Ramazan ayında sürekli oruç tuttuÄŸunu gösteriyor. Bu 67 kiÅŸinin 24’ü aynı zamanda düzenli 5 vakit namazını da kılıyor. 22’si sık sık veya arasıra 5 vakit namaz kıldığını söylüyor. Oruç tutan bu 67 kiÅŸi içinde seyrek namaz kılan ya da hiç kılmayan 21 kiÅŸi daha var. Namaz AraÅŸtırmamız her 4 kiÅŸiden birinin günde 5 vakit namaz kıldığını gösteriyor. Günümüzün çalışan ÅŸehir insanı için 5 vakit namaz kılmanın gerçekten zorlayıcı bir ibadet olduÄŸu çok açık. Zaten kadınlar arasında 5 vakit namaz kılmak daha yaygın. Toplumun % 25’i, erkeklerin % 18’i kadınların ise % 31’i 5 vakit namazını sürekli kılıyor. Namaz kılma oranı yaÅŸlandıkça da artıyor, 18-24 yaÅŸ grubu için % 14 olan oran 60-65 yaÅŸ grubunda % 53’e kadar çıkıyor. EÄŸitim yükseldikçe namaz kılanların oranı azalıyor. İlkokul eÄŸitimi almamış kiÅŸilerde % 41 iken Üniversite mezunlarında % 15’e kadar düşüyor. Tam gün çalışanlarda % 16 iken dışarıya en az çıkan kesim olan ev hanımları ve emekliler arasında % 40 civarında. Bekarlarda % 11 iken Evliler arasında % 30. Kısacası namazın demografi ile olan iliÅŸkisi genel dindarlık ezberimize uzak deÄŸil. Kent ve Kır arasında pek bir fark yok. Yıllara göre de önemli deÄŸiÅŸiklikler gözlenmiyor.
Oruç Türkiye genelinde Ramazanda sürekli oruç tutanların oranı % 67. Demografik kırılımlarda namazdakine benzer dalgalanmalar gözleniyor ancak farklar azalıyor. En yüksek oranları olan kırılımlar: Kadın % 69, Ev Kadını % 78, Kır % 70, Evli % 72, İlkokul terk % 79 ve 60-64 yaÅŸ % 77. Özet olarak oruç toplumda çok daha yaygın uygulanabilen ve uygulanan bir ibadet. Oruçta mevsimin etkisi de görünüyor. Çalışmamızın Ramazanın sonbahara geldiÄŸi ilk yıllarında oruç tutanların oranı % 70’lerdeyken, ÅŸimdi % 50’ler civarında. Aradaki insanlar oruç tutmayı bırakmış deÄŸil, yalnızca 30 ramazan deÄŸil de, uygun olduklarında tutuyorlar. Sıcaklar, kalp- damar-tansiyon gibi saÄŸlık sorunu olanların evden dışarda oruç tutmasına izin vermiyor. Diabetliler için ise risk hep var. KiÅŸinin kendi saÄŸlığını gözardı ederek ibadet etmeyi tercih etmesi de pek makbul deÄŸil. ... ve ötesi Ramazan ayının gıda sektörüne etkisi reklamlarla salonlarımızda, ürünlerle sofralarımızda. Pide, güllaç gibi Ramazan lezzetlerinin katkısı da cabası. Aileler için Ramazan ayının olaÄŸan sosyalleÅŸmesi olan iftarlar giderek dışarıya doÄŸru çeÅŸitleniyor. Önce 80’lerde İş dünyası keÅŸfetti bunu, ÅŸimdi de aile veya arkadaÅŸlarla ev dışında oruç açmak için Türkiye’nin bir çok yerinde pahalısından (120 TL’ya iftar menüsü) yükselen fırsat sitelerine (103 çeÅŸit açık büfe iftar menüsü 25 TL), simit sarayı iftar menülerinden bu yılın modası teknede iftara, AVM’lerin yemek alanlarındaki büfelere kadar her seviyede bir zenginlik sözkonusu. Mevsime uygun olarak iftar çadırlarından dönüşen ve geçen yıl yükselen rekabetle patlama yaÅŸayan Belediyelerin sokak iftarları da iÅŸ dünyasının sosyal sorumluluk kampanyaları olarak devam ediyor. İftar dışında ramazan ayına özel çeÅŸitli belediyelerin ve alışveriÅŸ merkezlerinin organizasyonu olan çok sayıda etkinlik de gezme ve eÄŸlenme ihtiyacımızı karşılamak üzere hayatımıza girdi. Ancak herÅŸey güllük gülistanlık deÄŸil malesef. Bu dönem toplumsal gerginlikler ve kutuplaÅŸma için yükseltici etkisi yapıyor. Oruç ibadetinin hoÅŸgörü esaslı bir dinde yaÅŸanmaması gereken çatışmalara kaynaklık etmesi veya bahane edilmesi üzücü tabii. AkÅŸam aç karnına, düşük ÅŸekerle eve dönerken kalabalık toplu taşıtlarda tartışmaların artması normal görünebilir ama sabah iÅŸe gelirken yaÅŸanan gerginliklerde araya sıkıştırılan “oruçluyum zaten...” lafı pek de yerini bulmuyor doÄŸrusu. Bu arada bazı belediyelerin talihsiz bir zamanlamayla Ramazan ayına raslayan ve kurunun yanında yaşın da yandığını söyledikleri belirli sokaklardaki masaları kaldırma operasyonu, mekan sahipleri ve müşterileri tarafından hoÅŸgörüsüzlüğün bir göstergesi olarak algılandı. Durum bu haliyle ne geçen yılın Avrupa Kültür BaÅŸkenti’ne ne de Istanbul’un dinamizminin ve kozmopolitliÄŸinin yarattığı bir dünya ÅŸehri algısına uygun bulundu. İster niyetli olalım, ister olmayalım hayatımıza Ramazan ile birlikte giren güzel deÄŸiÅŸiklikler var. Sıcak, kriz gibi sorunlar olsa da hoÅŸgörü geleneÄŸini hatırlayarak bizim gibi düşünüp davranmayanlara saygımızı sürdürerek tadını çıkaralım.
İletişim için : continuous@barem.com.tr
|
|
|
|
 |


|
TURİZM TAMAM AMA TÜRKİYE'YE YETMEZ - 1
Barem Research, Türkiye’nin batı komÅŸuları gözündeki imajını araÅŸtırdı. Türkiye turizmde güçlü ama ürün algısı ve markalaÅŸmada gidecek çok yolu var. Barem Reserach, global ortağı WIN ile birlikte, 6 DoÄŸu ve Orta Avrupa ülkesinde (Türkiye, Avusturya, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Romanya ve Sırbistan) 6 bin kiÅŸi ile görüşerek yaptığı araÅŸtırmada her ülke halkının, 7 farklı alanda bölgedeki diÄŸer ülkeler hakkındaki düşüncelerini anlamayı hedefledi.
Elde edilen ilginç sonuçlar; yönetici, işadamı ve ekonomistlerin dikkate değer çıkarımlar yapmalarına olanak sağlayacak nitelikte.
Türkiye yakın batımızdan da bir turizm ülkesi olarak görünüyor ama... AraÅŸtırmanın sonuçlarına göre Türkiye bu ülkeler arasında bugüne kadar en çok ziyaret edilen ülke (%20). Hemen arkamızdan Avusturya ve Bulgaristan (% 19) geliyor. Ancak bundan sonra turizm amaçlı gidilmek istenen ülkeler sorulduÄŸunda bir farklılaÅŸma var : Avusturya (% 53), Türkiye (% 47) ve Bulgaristan (% 36) istek alıyor. Benzer farklılaÅŸma “Turizm için iyi bir ülkedir” ifadesine katılımda da görünüyor : Avusturya (% 76), Türkiye (% 71), Bulgaristan (% 50). Bulgaristan için sorun daha büyük ama bizim açımızdan da, Turizmcilerimizin Avusturya’yı bu ülkeler için biraz daha cazip hale getiren, coÄŸrafi konum dışında tabii, ne varsa onu anlayıp, yatırımlarını ve bu ülkelere yönelik tanıtımlarını bu doÄŸrultuda yapmaya baÅŸlamaları önemli olacak gibi görünüyor. Bu durumun nedeni Avusturya’nın cazibesi ; kültürü, doÄŸası veya kayak olanakları olabileceÄŸi gibi Türkiye’nin gereken bazı alanlarda bu bölge insanına hitap edemiyor olması da olabilir. Bölgede bu amaçla yapılacak araÅŸtırmalar, sorunu ve çözüm yollarını netleÅŸtirmeye destek olacaktır.
İletişim için : continuous@barem.com.tr
|
|
|
|
 |


|
TURİZM TAMAM AMA TÜRKİYE’YE YETMEZ (2)
Barem Research, Türkiye’nin batı komÅŸuları gözündeki imajını araÅŸtırdı. Türkiye turizmde güçlü ama ürün algısı ve markalaÅŸmada gidecek çok yolu var. Barem Reserach, global ortağı WIN ile birlikte, 6 DoÄŸu ve Orta Avrupa ülkesinde (Türkiye, Avusturya, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Romanya ve Sırbistan) 6 bin kiÅŸi ile görüşerek yaptığı araÅŸtırmada her ülke halkının, 7 farklı alanda bölgedeki diÄŸer ülkeler hakkındaki düşüncelerini anlamayı hedefledi.
Elde edilen ilginç sonuçlar; yönetici, işadamı ve ekonomistlerin dikkate değer çıkarımlar yapmalarına olanak sağlayacak nitelikte.
Türkiye alışveriÅŸ alanında bölgenin cazibe merkezlerinden biri ancak gideceÄŸi yol bu alanda turizmden daha uzun... AraÅŸtırma Türkiyenin alışveriÅŸ açısından potansiyeli olduÄŸunu gösteriyor. AlışveriÅŸ için Avusturya’ya gitmek isteyenler (% 42) kadar olmasa da Türkiye ve Çek Cumhuriyeti (% 26) en çok gidilmek istenen diÄŸer ülkeler. Benzer durum “AlışveriÅŸ için iyi bir ülkedir” ifadesine katılımda da görünüyor : Avusturya (% 58), Türkiye (% 49), Çek Cumhuriyeti (% 37). Bu oranlara bakıldığında Bulgaristan’ın turizmdeki durumu alışveriÅŸte Çek Cumhuriyeti için geçerli gibi görünüyor ama önemli bir fark var. Çek Cumhuriyeti için “AlışveriÅŸ için iyi bir ülkedir” (% 37) diyenler aynı zamanda “Kaliteli ürünlerin satıldığı”(% 38) ve “Alınacak iyi markaları olan” (% 37) bir ülkedir de diyor. Benzer durum Avusturya için de geçerli (% 58 - % 63 - % 59). Türkiye için ise bu oranlar arasında bayağı bir fark var (% 49 - % 32 - % 30). Türkiye’nin kaliteli ürünlerinin ve markalarının bu bölgede, bölge insanlarına doÄŸru hitap edecek ve onların ihtiyaçlarını karşılayacak ÅŸekilde tanıtılması ilk adım olmalı. Tabii ki yapılacak araÅŸtırmaların yol göstermesiyle.
İletişim için : continuous@barem.com.tr
|
|
|
|
 |


|
TURİZM TAMAM AMA TÜRKİYE’YE YETMEZ (3)
Barem Research, Türkiye’nin batı komÅŸuları gözündeki imajını araÅŸtırdı. Türkiye turizmde güçlü ama ürün algısı ve markalaÅŸmada gidecek çok yolu var. Barem Reserach, global ortağı WIN ile birlikte, 6 DoÄŸu ve Orta Avrupa ülkesinde (Türkiye, Avusturya, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Romanya ve Sırbistan) 6 bin kiÅŸi ile görüşerek yaptığı araÅŸtırmada her ülke halkının, 7 farklı alanda bölgedeki diÄŸer ülkeler hakkındaki düşüncelerini anlamayı hedefledi.
Elde edilen ilginç sonuçlar; yönetici, işadamı ve ekonomistlerin dikkate değer çıkarımlar yapmalarına olanak sağlayacak nitelikte.
Biz kendimizi nasıl görüyoruz, onlar bizi nasıl görüyor...
Bu beÅŸ ülkedeki insanların çeÅŸitli konularda Türkiye ile ilgili algılarına ve aynı konuda Türkiye insanının kendisi ve ülkesi ile ilgili ne söylediÄŸine bakıldığında ise çarpıcı sonuçlar çıkıyor. Kültür farkı mı, Osmanlı etkisi mi, tanıtım eksikliÄŸi mi ya da hepsi birden mi bu sonucu doÄŸurdu, ÅŸimdilik bilmiyoruz ama yakın batımızdan görülen Türkiye ile Türkiye’den görülen Türkiye bayağı farklı. · Biz ülkemize gelen yabancılara karşı açık ve dost davrandığımızdan eminiz (% 93), ama onlar pek öyle düşünmüyor (% 43) · Bizce Türkiye okumak veya çalışmak için iyi bir ülke (% 76) ama batı komÅŸularımız bunu hiç bilmiyor (% 16) · Ülkemizde kaliteli ürünler satılıyor. Biz bunu biliyoruz (% 82) ama komÅŸularımıza pek anlatamamışız (% 32) · Satınalmaya deÄŸer yerli markalarımız var (% 90) ancak komÅŸularımızın bundan da pek haberi olmamış (% 30).
Bir ülkenin markaları olması için ön koÅŸul o ülkenin uygun alanlarda marka olması. Türkiye’nin marka olması için yapılması gerekenler bir ürünün markalaÅŸması için gerekenlerden çok daha karmaşık ama yol çok da farklı deÄŸil. Bu yolun en büyük desteÄŸi de araÅŸtırma tabii
İletişim için : continuous@barem.com.tr
|
|
|
|
 |

 |

Barem Research
Barem Research tanıtım filmi için tıklayınız...
Renkler
Farklı duyguları uyandıran, duyularımızı uyaran...
Yaşam Biçimleri
Rakiplerinizden farklılaşmak için hedef kitlenizi onlardan daha iyi...
EFQM
2010 Ulusal Kalite Başarı Ödülü aldık. 2004 yılından...
|  |
 |

|