All posts tagged: Global

Dünya da Türkiye de Garantici


Barem’in, global ortağı WIN&GIA ile birlikte gerçekleştirildiği global araştırma insanların genel olarak maddi anlamda garantici olduğunu gösterdi.

Kumar3

Araştırmada görüşülen kişilere, hane gelirlerini yüzde 50 artırma garantisi ile, hane gelirlerini 2 katına çıkarmak için yüzde 50 şans verme arasında seçim yapmaları istendi.

Dünyada (yüzde 62) ve Türkiye’de (yüzde 64) çoğunluk yüzde 50 artırımı yeterli buldu.

Gelirini iki katına çıkarmak üzere yüzde 50 şansı kabul edip bir çeşit kumar oynayanlar Dünyada (% 25) ve Türkiye’de (%24) benzer oranlarda azınlıkta kaldı. Cevabı bilmeyen, cevap vermeyen veya uygulanabilir bulmayan % 12-13 gibi bir kitle de oldu.

Dört kişiden birinin risk almaya yatkın olduğu Dünyada, eğilimin biraz daha yüksek olduğu gruplar şu şekilde özetlenebilir.

Erkekler (% 26) kadınlara (%24) göre, Gençler (34 yaş ve altı – % 29) ileri yaştakilere (55 yaş ve üstü – % 20) göre risk almaya daha yatkınlar.

Güney (% 37), Batı (% 31) ve Doğu (% 31) Asya ile Latin Amerika (% 36) gelirini 2 katına çıkarmak için % 50 şansı kabul edenlerin en fazla oranda olduğu bölgeler.

Gelir seviyesi de risk almayı etkiliyor. Ülkeler içinde Düşük gelirliler (% 27), Yüksek gelir grubuna göre (% 24) biraz daha gözü karalar.

Az gelişmiş ülkelerde yaşayanlar (% 28) riske zengin ülke vatandaşlarına (% 12) göre çok daha yakınlar.

Din açısından bakıldığında Hindular (% 43) ve Budistler (% 34) risk almada başı çekiyorlar. Onları Müslümanlar izliyor (% 28)

Araştırma, Kasım 2015’te, 66 ülkede 64.800 kişi ile görüşülerek gerçekleştirildi. Görüşmeler ülkelere göre en uygun yöntemle (yüz yüze, telefonla veya online) ve ülke demografisini temsil eden örneklemlerle yapıldı. Türkiye’de CATI (Bilgisayar Destekli Telefon Görüşmesi) yöntemiyle 1027 kişi görüşüldü.

Nur UsluDünya da Türkiye de Garantici

MUTLULUK – REFAH – UMUT 2017

Mutlu Yıllar 2018

ZOR BİR YIL BEKLENİYOR!

Bu yıl GIA ve WIN gruplarının birlikte 55 ülkede gerçekleştirdiği EOY Araştırmasının bulguları Refah beklentisi, Umut ve Mutlulukla ilgili dünyada ciddi bir karamsarlığa işaret ediyor.

Mutluluk: Dünya 2017’de daha az mutluydu

Araştırmada dünyanın yaklaşık üçte ikisi (%59) mutlu olduğunu söyledi. Bu geçen yıldan 10 puan daha düşük. 2017 hemen hemen her hafta bir terör saldırısının olduğu ve dünyanın her yerinde insanların hayatlarını etkilediği zor bir yıldı. Buna rağmen araştırmaya katılan ülkelerin çoğu mutlu. Net mutluluk skoru global olarak +48, önceki yıldan 11 puan daha düşük. Araştırmaya katılan 55 ülkenin, önceki yıllardakine benzer olarak, yalnızca %8’inde net skor negatif.

EOY Dünya Türkiye MUTLULUK Karşılaştırma 2010-17

Dünyanın en mutlu kıtası +66 net skorla Güney Amerika iken, Brezilyanın en mutsuz 6. ülke olması ilginç. Komşularımız İran ve Irak dünyanın en mutsuz ülkeleri. Türkiye en mutsuz 10 ülke listesinde 9. sırada yer alıyor.
Rusya ve ABD’de net mutluluk skorları tamamen eşit, +50.

MUTLULUK

Refah Beklentisi Çok Düştü
Dünyanın yüzde 28’i 2018 yılının ekonomik olarak 2017’den daha iyi olacağını düşünüyor, ancak tersini düşünenler 2 puan daha fazla. Bu durum geçen yıla göre çok önemli bir düşüşe işaret ediyor. Ekonomik beklenti neredeyse 2011 krizi kadar düşük.

EOY Dünya Türkiye REFAH Karşılaştırma 2010-17

Dünyanın 2018 yılının 2017 yılından daha iyi olacağını ve tam tersini düşünen ilk 10 ülkesi listeleri; optimist ülkelerin tamamının gelişmekte olan ülkeler olduğunu gösteriyor. Güney Asya’nın önemli bir ağırlığı var. Diğer taraftan İtalya ve Yunanistan’ın ardından Dünyanın ekonomi açısından en pesimist 3. ülkesi Türkiye. Brexit’in İngilizleri ekonomik olarak karamsarlığa düşürdüğü görünüyor. Listede geçtiğimiz yıllarda örnek ekonomiler olarak gösterilen Meksika ve Güney Afrika’nın bulunması da dikkat çekici. Başta ABD olmak üzere Avrupa, Japonya, Güney Kore gibi gelişmiş ülkelerin Hollanda hariç (+1) tamamının ekonomik refah beklentisi net skoru negatifte kaldı. Rusya’da da net skor ekside ancak halkın neredeyse yarısı ekonominin sabit kalacağını düşünüyor.REFAHGezegende gene umut var… ancak çok daha az

Dünyanın %40’ı 2018 yılının 2017’ye göre daha iyi geçmesini bekliyor, % 23’ü ise tam tersini. Sonuç olarak Net Skor +16. Refah beklentisi ile karşılaştırıldığında buraya kadar hiç fena görünmüyor. Ancak Net Skorun geçen yıl +37 olduğu hatırlanınca, umudun ne kadar düştüğü anlaşılıyor. Bu düşüş dünyanın keşmekeşin arttığı, öngörülebilirliğin azaldığı bir yer haline dönüşmesinin yarattığı endişe ve kaygıları gözler önüne seriyor.

EOY Dünya Türkiye UMUT Karşılaştırma 2010-17

Sıralama değişse de umudu yüksek 10 ülke refah beklentisi yüksek 10 ülke ile aynı, yalnızca listede Pakistan yerini İsveç’e bırakıyor. Umutlu ülkelerin çoğu Güney Asya’da. En umutsuz iki ülke gene İtalya ve Yunanistan iken Türkiye 8. sırada. Rusya ile karşılaştırıldığında ABD’de hem umutlular, hem umutsuzlar daha fazla. Rusya’da 2018’de 2017’ye göre değişim beklemeyenler yarıya yakın. Gelişmiş ülkelerde ortalamanın üstünde net skor yalnızca ilk 10’daki İsveç ve ABD’de görünüyor. Umut gelişmekte olanların tekelinde.

UMUT
Araştırmanın Künyesi EOY 2017 Araştırması 55 ülkede toplam 53,769 kişi ile Kasım-Aralık 2017 aylarında , ülkelerin nüfusunu temsil eden örneklemlerle gerçekleştirildi. Türkiye’de CATI Yöntemi ile 1000 kişi ile görüşüldü.
Bu yazıda kullanılan Net Skor; sorulan konuyla ilgili olumlu cevap oranı ile olumsuz cevap oranının farkıdır.

Nur UsluMUTLULUK – REFAH – UMUT 2017

DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE DİNDAR NÜFUS AĞIRLIKTA

DunyaHaritasi_DINLER-v02 copy

Araştırma sektörünün lider kuruluşlarından BAREM, global ortağı WIN/ Gallup International ile birlikte dünyada din konusunu mercek altına aldı. Araştırma sonuçlarına göre, dünyadaki insanların %62’si kendini dindar olarak tanımlarken Türkiye’de bu oran %74. Dünya’nın en dindar ülkeleri Tayland ve Nijerya, en az dindar ülke ise Çin.

Barem ve WIN/ Gallup International’ın 68 ülkede 66 bini aşkın kişiyle (Türkiye’de Türkiye temsili 1.000 kişi ile) Kasım 2016’da gerçekleştirdikleri araştırmada, insanların din açısından kendilerini nasıl tanımladıkları ve Tanrı, ruh, ölümden sonra hayat, cennet, cehennem kavramlarına inanıp inanmadıkları sorgulandı. Araştırma verilerine göre, Türkiye dahil 41 ülkede nüfusun yarıdan fazlası kendini dindar olarak tanımlıyor.

Türkiye’nin %74’ü dindar
Dünyadaki insanların %62’si kendini dindar olarak tanımlarken Türkiye’de bu oran % 74. Global olarak insanların %74’ü bir ruhumuz olduğuna ve %71’i Tanrı’ya inanırken; %56’sı cennete, %54’ü ölümden sonra hayatı olduğuna ve %49’u cehennemin varlığına inanıyor. Türkiye’de dinle ilgili bu kavramlara inanma oranı çok daha yüksek ve sıralama oldukça farklı. Türkiye’de inanılan dini kavramlar sırasıyla; Tanrı % 95, ruh % 91, cennet ve cehennem % 88, ölümden sonra hayat % 78.

Dünya genelinde kadınlar erkeklere göre daha dindar
Dünyada dindarlık ve inançlar ile cinsiyet, yaş, gelir ve eğitim düzeyi gibi sosyo-demografik özellikler arasında bir bağlantı bulunuyor. Kadınlar erkeklere göre daha dindar ve dinle ilgili kavramlara daha çok inanıyorlar. Dindarlık oranı yaş ile değişmiyor ancak Tanrı, ruh, cennet, cehennem, ölümden sonra yaşam kavramlarına inanç, gençler tarafından daha yüksek oranlarda ifade ediliyor. Eğitim ve gelir düzeyinin artmasıyla dindarlık ve inanç azalıyor.

Türkiye’de dindar erkeklerin oranı daha fazla

Türkiye’de demografik kırılımlarda dindarlıkla ilgili dünyadan farklı bir tablo görünüyor. Türkiye’de dindar olduğunu söyleyen erkeklerin oranı kadınlardan daha yüksek. Dindarlık yaş ile artıyor. Dünyadakine paralel olarak Türkiye’de de eğitim ve gelir düzeyi arttıkça dindarların oranı azalıyor.

En dindar ülkeler Tayland ve Nijerya

Araştırma verilerine göre en dindar ülkeler olan Tayland (%98) ve Nijerya (%97). Kosova, Hindistan, Gana, Papua Yeni Gine ve Fildişi Sahili’nde dindarlık oranı ise her biri için %94. Türkiye % 74 dindar oranı ile 68 ülke içinde 26. sırada yer alıyor. Komşumuz Yunanistan ise % 73 dindar oranı ile 27. sırada.

Diğer komşularımızdaki dindar oranları ve sıralamaları şu şekilde; Ermenistan (% 92 – 9. sıra), İran (% 77 – 23. sıra), Irak (% 64 – 32. sıra), Rusya (% 61 – 35. sıra), Bulgaristan (% 51 – 41. sıra), Azerbaycan (%35 – 53. sıra).

Çin’de 10 kişiden 7’si ateist
Çin, en az dindar ülke olarak karşımıza çıkıyor. Çin’in %23’ü kendini “dindar olmayan” şeklinde tanımlıyor. Her 10 kişiden neredeyse 7’si ateist. Türkiye’de dindar olmayanların oranı %12, ateistlerin oranı ise % 6. Tanrı, ruh, ölümden sonra yaşam, cennet ve cehennem; bunlara en çok inanan ülkeler Bangladeş, Endonezya, Gana, Pakistan ve Papua Yeni Gine.

Nur UsluDÜNYADA VE TÜRKİYE’DE DİNDAR NÜFUS AĞIRLIKTA

HAYDİ ÇOCUKLAR AŞIYA !

The doctor gave children vaccination needle

Haydi Çocuklar Aşıya !

Bu sloganı 80’lerin çocukları Zeki Alasya-Metin Akpınar parodilerinden hatırlarlar, ebeveynleri çocuklarını aşıya götürmeleri için ikna etmeye çalışan tanıtım filmlerinden.

Türkiye’nin öncü araştırma şirketi BAREM, global ortağı WIN/ Gallup International ile birlikte 65 ülkede, 64.771 kişi ile gerçekleştirdiği araştırma ile aşı konusunda dünyanın ne düşündüğünü öğrendi.

Aşıya Güven Projesi (VCP – The Vaccine Confidence Project) Direktörü Dr. Heidi Larson tarafından Ocak 2017’de Davos’taki Dünya Ekonomik Forum’unda sunulan global araştırmaya göre dünya nüfusunun büyük çoğunluğu çocukların aşı olmasının önemli (% 92), aşının güvenli (% 83), etkili (% 87) ve dini inançlarına uygun olduğunu (% 74) düşünüyor.

Aşı5

Çocukların Aşı Olması Önemli
Dünyanın neredeyse tamamı (yüzde 92) aşının çocuklar için önemli olduğunu düşünüyor. Bu düşünceye katılma oranı; yaş veya cinsiyete göre farklılaşmazken üst gelir gruplarında diğer gruplara göre anlamlı olarak yüksek. Dine göre bakıldığında Müslümanların, bölge olarak incelendiğinde ise Latin Amerika, Ortadoğu, Sahraaltı Afrika, Güney ve Batı Asya ülkelerinin aşıya daha çok önem atfettikleri görünüyor. Bunun muhtemel nedeni Dünyanın sıcak ve nispeten az gelişmiş bölgelerinde çocukların mikroplara, dolayısıyla hastalıklara daha açık olması. Bazı ülkelerde özel birtakım dini grupların aşıya karşı olumsuz tutumları var, ancak bu tutum global olarak o dine inananlar arasında yaygın değil. Bu durum, aşıya karşı tutumun dinden çok yerel bağlam ve politik, sosyo kültürel ortamla ilgili olduğuna işaret ediyor.

Aşının güvenli (% 83), etkili (% 87) ve dini inançlarına uygun olması (% 74) da grupların farklılaşması açısından aşının önemi (% 92) ile benzer profil gösteriyor.

Aşının güvenli olduğu ifadesine katılmayanlar global olarak oldukça düşük oranda (% 12). Ancak aşıya güvenmeyenler, bölge olarak AB dışı Avrupa’da (% 21), ülke olarak Fransa (% 41), Bosna- Hersek (%36) ve Rusya’da (% 27) en yüksek oranlara çıkıyor.

Aşı6

Türkiye sonuçları
Araştırmaya göre Türk insanı çocukların aşı olmasının önemli (% 95), aşının etkili (% 91) ve dini inançlarına uygun olduğunu (% 86) düşünüyor. Bu ifadeler için aşıya karşı tutum Türkiye’de global ortalamaya göre daha olumlu. Bu sonuçlarda Zeki Alasya-Metin Akpınar parodilerinin yanısıra bölgenin ve dinin etkisi de görünüyor. Ancak hemen her araştırmada görülen milli güvensizliğimiz burada da karşımıza çıkıyor ve aşının güvenli olduğunu düşünenler(% 78) global ortalamanın (%83) biraz altında kalıyor.

Aşı araştırması için Türkiye’de Ekim-Kasım 2015 aylarında CATI (Bilgisayar Destekli Telefon Görüşmesi) yöntemiyle 1000 kişi ile görüşüldü.

Nur UsluHAYDİ ÇOCUKLAR AŞIYA !

MESLEKLERE GÜVEN ENDEKSİ 2015

Large Group of People with Different Occupation

Türkiye’nin öncü araştırma şirketi BAREM, 2014 yılından bu yana Türkiye’de mesleklere duyulan güveni araştırıyor. 10 meslek grubunu inceleyen araştırmanın 2015 yılı sonuçları belli oldu. Sonuçlar bir önceki yılla paralellik gösterse de belirli meslek gruplarına duyulan güvende önemli düşüşler var. 2015 sonuçlarına göre en ciddi güven erozyonu yaşayanlar, bir önceki yıla göre 12 puan düşen öğretmenler ile 7.9 puan düşen sağlık çalışanları…

BAREM, geçen yıl yayınladığı Mesleklere Güven Araştırması’nı bu yıl da tekrarladı. Araştırma Ekim-Kasım aylarında ülke genelini temsil eden 1000 kişi ile CATI (Bilgisayar Destekli Telefon Görüşmesi) yöntemiyle gerçekleşti. Görüşülen kişilere Yargıçlar, Gazeteciler, Politikacılar, İşadamları, Askerler, Sağlık çalışanları, Polisler, Öğretmenler, Bankacılar ve Dini liderlere güven duyup duymadıkları soruldu.

En çok öğretmenlere ve sağlık çalışanlarına güveniyoruz ama geçen yıla göre daha az!

Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da en güvenilen meslek grupları öğretmenler ve sağlık çalışanları.  Ancak bu yıl bir önceki yıla kıyasla her iki meslek grubuna duyulan güvende önemli oranda düşüş görünüyor. Öğretmenlere güvenenlerin oranı bir önceki yıl %86,2 iken, 2015’te bu oran %74,2 seviyesinde gerçekleşti. Güvenmiyorum diyenlerin oranı ise %23. Sağlık çalışanları da güven erozyonundan nasibini almış durumda. Bir önceki yıl güveniyorum diyenlerin oranı %81 iken, 2015 sonuçlarına göre güvenenlerin oranı %73.1 olarak gerçekleşti. Güvenmeyenler ise %24 seviyesinde.

Askere ve polise güven de yüzde 50’nin üzerinde, ancak…

Araştırmada askere güvenenler %68 güvenmeyenler %29 olarak tespit edildi. Polis için ise cevaplarda bir kutuplaşma söz konusu; güvenenlerin oranı %53 iken, güvenmeyenler %42.

Toplumun yarıdan fazlası diğer 6 meslek mensubuna güvenmiyor!

Araştırmaya katılanların %52’si yargıçlara, %53’ü dini liderlere, %58’i gazetecilere, %59’u bankacılara,  %60’ı işadamlarına ve %74’ü politikacılara güvenmiyor.

Güven

Nur UsluMESLEKLERE GÜVEN ENDEKSİ 2015

MÜLTECİLER SORUNU DÜNYAYI BÖLDÜ

image.adapt.960.high.syrian_refugees_02a

MÜLTECİLER SORUNU DÜNYAYI BÖLDÜ

BAREM’in, dünyanın önde gelen pazarlama ve sosyal araştırma ağı olan ortağı WIN/Gallup International ile birlikte gerçekleştirdiği “Mülteciler Araştırması” için 69 ülkede 68.595 kişi ile görüşüldü. Genel kamuoyu bu 69 ülkenin, Türkiye de dahil, 42’sinde sığınmacılara karşı iken 27’sinde onlara olumlu bakıyor.

Araştırmaya göre Dünya nüfusunun yüzde 57’sinin mültecilerle ilgili görüşü olumlu, yüzde 32’si ise olumsuz düşünüyor. Olumlu düşünenlerin olumsuz düşünenlerden farkı olan Net destek, global olarak yüzde 25.

Ülke değiştirme konusunda dünyayı 3 grupta incelemek mümkün.

Alt gelir grubundaki ülkelerin büyük bir bölümü mülteciliği destekliyor. Ortalama kişi başına yıllık geliri 10 bin dolar ve altında kalan 18 ülkenin yalnızca 3 tanesi mültecilere karşı.

Alt_Gelir_2

Orta gelir grubundaki ülkelerinin çoğu ise mültecilere olumsuz bakıyor. Kişi başına yıllık geliri 10 bin ila 35 bin dolar arasında olan 34 ülke içinde sadece 3 tanesi mülteciliği destekliyor. Türkiye desteklemeyenler arasında.

Orta_Gelir_2

Üst gelir grubundaki ülkeler içinde mülteciliği destekleyen ve karşı olanlar var. Kişi başına yıllık geliri 35 bin dolar ve üzeri olan bu 17 ülkenin 9 tanesi sığınmacıları desteklerken 8 tanesi onlara karşı.

Ust_gelir_2

Sığınmacılar konusundaki tavır, yaş ve gelir grupları arasında da önemli değişiklikler gösteriyor. Gençler mültecileri yaşlılara göre daha çok destekliyor. Global Net destek 35 yaş altında yüzde 30 iken 35 yaş ve üzerinde yüzde 15’e düşüyor.
Her toplumu gelir seviyesine göre 5’te birlik gruplara ayırdığımızda yüksek gelirlilerin sığınmacıları düşük gelirlilere göre daha çok desteklediğini görüyoruz. Gelir olarak en alt yüzde 20’lik kesimde mültecilere net destek yüzde 2 iken en üst yüzde 20’lik grupta bu oran yüzde 53’e çıkıyor.

TÜRKİYE MÜLTECİLERE SICAK BAKMIYOR
Türkiye Dünyanın en büyük sığınmacı ağırlayan ülkesi olarak, gelen mültecilere çok da sıcak bakmıyor. Eksi yüzde 35 net destek oranı ile araştırmanın yapıldığı 69 ülke içinde 49uncu sırada. Türkiye son rakamlara göre ülkesindeki iç savaştan kaçan 4,7 milyon Suriyelinin 2,6 milyonunu misafir ediyor ve bu iş için bugüne kadar 8,5 milyar dolar harcadı.

Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılar; KOBİ’ler için ucuz iş gücü, Devlet için ne kadar büyük bir ülke olduğunu bölgeye ve Dünyaya göstermenin bir yolu, aynı zamanda AB ile bir pazarlık unsuru, halkın bir kısmı için kardeş, bir kısmı için dindaş, bir kısmı için dilenci, başka bir kısmı için ise terörist.

Türkiye’de mültecilere karşı olumlu algı (% 29), olumsuzun (% 64) çok altında ve net destek eksi yüzde 35. 2005 yılında yapılan benzer bir araştırmayla karşılaştırıldığında Türk halkının bugün mültecilere daha yakın olduğu anlaşılıyor. O araştırmada olumlu algı yalnızca yüzde 7, olumsuz ise yüzde 87 olarak görünüyor, net destek eksi yüzde 79.

Araştırmanın güncel global raporuna göre gençler ve üst gelir grubundan kişiler sığınmacılara daha sıcak bakıyor. Türkiye’de de benzer şekilde 35 yaş altı gençler arasında sığınmacılara olumlu bakanların oranı yüzde 39 iken, 35 yaşın üstünde bu oran yüzde 19’a düşüyor. Ancak gelir seviyesi için durum globalden farklı. Mültecilere olumsuz bakanların oranı üst sosyoekonomik sınıfta yüzde 73’e, Üniversite mezunları arasında % 71’e, lisansüstü ve üzeri eğitimlilerde ise yüzde 79’a çıkıyor, bu tüm gruplar içinde en yüksek oran.

BAREM Araştırma Kurucu Başkanı Pervin Olgun: “Araştırmanın sonuçları mülteciliğin hızla globalleşen dünyada uzun bir süre daha karşıt görüşlerin olduğu bir anlaşmazlık konusu olarak kalacağını gösteriyor. Bu; ekonomik, sosyal ve politik görüşlerin yanında duygularında işin içine girdiği çok karmaşık bir sorun. Türkiye açısından konu çok sıcak. Burası her dönemde göçlerin olduğu bir ülke ancak günümüzde Dünyanın en fazla sığınmacı ağırlayan ülkesiyiz. Araştırmacılar olarak dünyanın tüm bölgelerinde bu konudaki kamuoyunu objektif ve detaylı olarak izlemeyi sürdüreceğiz.”

Nur UsluMÜLTECİLER SORUNU DÜNYAYI BÖLDÜ

Mutluluk – Umut – Refah

happiness

KARGAŞA DOLU BİR YILIN SONUNDA DÜNYA GENEL OLARAK MUTLU VE UMUTLU ANCAK REFAH BEKLEMİYOR 

Dünya genelinde insanların yüzde 66’sı kendini mutlu hissediyor ve yüzde 54’ü 2016 yılının kendisi için daha iyi geçeceğini umuyor iken yalnızca yüzde 45’i ülkelerinin ekonomik durumunun geçen yıla göre daha iyi olacağını düşünüyor.
Araştırma sektörünün lider kuruluşlarından BAREM’in, global ortağı WIN/ Gallup International ile birlikte Dünya genelinde 68 ülkede 66 bin kişi ile görüşerek gerçekleştirdiği Global Mutluluk, Umut ve Refah araştırmasının sonuçları yayınlandı.

Dünya 2016 yılına mutlu giriyor
Dünya genelinde insanların % 66’sı mutlu iken mutsuzların oranı % 10. Dört kişiden biri ne mutlu, ne de mutlu değil. Dünyanın en mutlu ülkesi Kolombiya (%87), en mutsuz ülkeleri ise geçen yıl olduğu gibi Irak (%26) ile Yunanistan (% 29).
Türkiye halkası BAREM tarafından gerçekleştirilen araştırmada Türkiye, yüzde 55 mutlu oranı ile, Dünya mutluluk sıralamasında 68 ülke arasında 46. sırada yer alıyor. Mutsuzlar yüzde 15. Türkiye’de mutluluğun her sosyoekonomik statü grubuna benzer şekilde dağılmış olması “Parayla saadet olmaz” sözünü hatırlatıyor. Ancak mutsuz oranı en yüksek kesimlerin işsizler (% 35) ve çalışmayan emekliler (% 18) olması minimum ihtiyaçların karşılanamaması riskinin mutluluğu etkilediğini gösteriyor.

Slide1

2016 yılı 2015’e göre daha iyi olacak

Araştırmaya göre dünya nüfusunun yüzde 54’ü kendileri açısından 2016 yılının 2015’e göre daha iyi olmasını bekliyor, yüzde 16’sı tersini, dörtte biri ise iki yılın aynı olacağını düşünüyor. 2016 yılından en umutlu ülkeler bir Güney Asya ülkesi olan Bangladeş (% 81), bir Afrika ülkesi olan Nijerya (% 78) ve Çin (% 76). En az umutlu olanlar ise Avrupa’dan; İtalya (% 15), Bosna Hersek (% 19) ve Bulgaristan (% 19).
Türkiye yüzde 44 umutlu oranı ile 68 ülke içinde 23. sırada yer alıyor. 2016 yılının kendileri için 2015’den daha kötü geçeceğini düşünenler yüzde 28, benzer bir yıl bekleyenler ise yüzde 22. Türkiye’de erkekler (% 51), kadınlara göre (% 36) 2016 yılından daha umutlu. En umutsuz yaş grubu 45-64, bu grubun yüzde 35’i bu yıldan daha kötü bir 2016 bekliyor. Benzer şekilde Metropollerde yaşayanlar arasında umutsuzların oranı yüzde 35 ile diğer şehirlerden daha yüksek. Üniversite mezunları içinde umutsuzların oranı yüzde 39’a yükseliyor.

Slide2

Refah beklentisi daha düşük
2106 yılının ülkelerinin ekonomisi açısından 2015’den daha iyi olacağını düşünenlerin oranı dünya genelinde yüzde 45. Daha kötü bir yıl bekleyenler yüzde 22 iken, benzer olacağını düşünenler yüzde 28. 2016 yılından en umutlu ülkeler aynı zamanda refah beklentisi en yüksek olanlar; Nijerya (% 74), Bangladeş (% 72) ve Çin (% 65). En düşük ülke ise halkın yüzde 71’inin ülke ekonomisinin 2015 yılından daha kötü olmasını bekleyen Yunanistan.
Türkiye refah beklentisi açısından, daha iyi bir 2016 bekleyen yüzde 32 ile 68 ülke arasında 23. sırada. Olumsuz düşünenler yüzde 35, benzer bir 2016 yılı bekleyenler ise yüzde 28. Demografik kırılımların umut ve refah beklentileri paralellik gösteriyor. Refah beklentisi Erkeklerde (% 39) kadınlara (% 25) göre yüksek. 2016 ekonomisinin 2015’ten kötü olacağını düşünenler Türkiye genelinde yüzde 35 iken; 45-64 yaş grubunda yüzde 45’e, İstanbullular arasında yüzde 40’a, İzmir’de yaşayanlar arasında yüzde 50’ye, Üniversite mezunları içinde ise yüzde 50’ye çıkıyor.

Slide3

Gelişmekte olan ülkeler daha umutlu
Dünya ülkelerini Zenginler (G7), Gelişmekte olan ülkeler (G7 dışındaki G20) ve Diğer ülkeler olarak 3 gruba ayırdığımızda, aralarında gelir açısından uçurum olan 3 grupta da mutluyum diyenler yüksek oranlarda; Zenginler (% 55) Gelişmekte olanlar (% 69) ve Diğer ülkeler (% 63). Ancak umut açısından ciddi farklar var. 2016 yılının 2015’den daha iyi geçeceğini düşünenlerin oranı, Türkiye’ninde içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkelerde, çok daha yüksek: Zenginler (% 29) Gelişmekte olanlar (% 63) ve Diğer ülkeler (% 48).
Benzer şekilde refah beklentisi de gruplara göre çok farklı ve Gelişmekte olan ülkelerde en yüksek oranda; Zenginler (% 18) Gelişmekte olanlar (% 54) ve Diğer ülkeler (% 40).

Araştırmanın Künyesi:
Global Mutluluk, Umut ve Refah araştırması WIN/ Gallup International üyesi firmaların Dünya genelinde 68 ülkede 66 bini aşkın kişi ile görüşerek gerçekleştirdiği bir araştırma. Saha çalışması bu yılın Ekim ve Kasım aylarında yapıldı. BAREM araştırma kapsamında Türkiye’de CATI (Bilgisayar Destekli Telefon Görüşmesi) yöntemi ile 1028 görüşme yaptı.

Nur UsluMutluluk – Umut – Refah

DÜNYA LİDERLERİ MERCEK ALTINDA

İkisi de Dünya Lideri Ancak Birini Herkes Beğeniyor Diğerini ise Bazıları

images

Araştırma sektörünün lider kuruluşlarından BAREM, global ortağı WIN/Gallup International ile birlikte, Dünya Liderlerine bakışı ortaya koyan bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırma sonuçlarına göre, ABD Başkanı Barack Obama ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tanınırlığı en yüksek iki lider. Ancak algıları oldukça farklı; Obama yaygın olarak en beğenilen lider iken Putin hakkındaki görüşler kutuplaşıyor.

 Türkiye halkası BAREM tarafından gerçekleştirilen ve WIN/ Gallup International tarafından 1977 yılından bu yana yapılan Yılsonu Araştırması’nda katılımcılara 10 dünya lideri hakkındaki görüşleri soruldu. Araştırmaya, 65 ülkede ülkelerin nüfusunu temsil eden 63.976 kişi katıldı. İşte sonuçlar;

ABD Başkanı Barack Obama dünyanın pek çok yerinde takdir ediliyor

Araştırmaya katılan her 5 kişiden 3’ü (%59) 2016 yılında görevi devredecek olan ABD Başkanı Barack Obama için olumlu bir görüşe sahip. Olumsuz görüşü olanlar ise %29. Başkan Obama’nın olumlu bir reputasyona sahip olduğu bölge oldukça geniş; Güney Asya’da %76, AB ülkelerinde (%67), Latin Amerika’da (%65), Sahraaltı Afrika’da (%65), Doğu Asya’da (%65).  MENA (Ortadoğu ve Kuzey Afrika) bölgesinde ise olumlu görüşlerin oranı %33’e düşüyor.

En popüler 2. lider Almanya Şansölyesi Angela Merkel

2015’te Time Dergisi tarafından Yılın Kadını seçilen Almanya Başbakanı Angela Merkel en popüler 10 global lider arasında 2. sırada yer alıyor.  Katılımcıların %42’si Merkel hakkında olumlu görüşe sahipken %29’u tam tersini düşünüyor. Merkel’in popüleritesi erkekler arasında %45 iken hemcinsleri arasında %39.

3üncü sırada yer alan İngiltere Başbakanı David Cameron hakkında ise dünyanın %37’si olumlu, %28’i ise olumsuz görüşe sahip. Cameron’un popüleritesi özellikle Güney Asya’da (%53) ve Kuzey Amerika’da (%46 yüksek)

Putin için olumsuz düşünenlerin oranı %43

Suriye’de İŞİD ile olan savaşta takındığı tutuma rağmen Rusya Devlet Başkanı Putin hakkındaki görüşler ikiye ayrılıyor. 3 kişiden 1’i Putin hakkında olumlu görüş bildirirken, olumsuz görüş bildirenler daha fazla, %43. Buna rağmen dünyanın en kalabalık iki ülkesine bakıldığında Putin’in popüleritesinin arttığı görülüyor. Çin’de Putin hakkında olumlu düşünenler %55, Hindistan’da ise %39. Putin’in en popüler olduğu ülkeler eski Sovyet ülkeleri (%55) iken en az popüler olduğu yerler AB bölgesi %67 ve Kuzey Amerika %65.

Peki Türkler dünya liderleri için ne düşünüyor?

BAREM, araştırma kapsamında Türkiye’de 1028 kişi ile CATI yöntemiyle görüştü. Türkiye’de dünya liderlerine bakış genellikle olumsuz. Türkler düşük bir oranda olsa da en olumlu görüşü ABD Başkanı Barack Obama (%5) ve Brezilya Başbakanı Dilma Rousseff (%1) için belirtiyor. En olumsuz görüşe sahip olunan liderler ise Suudi Arabistan Kralı Salman bin Abdulaziz al Saud –%26, İran Cumhurbaşkanı Hassan Rouhani –%23, Fransa Cumhurbaşkanı Francois Hollande –%19, Almanya Devlet Başkanı Angela Merkel –%11, Çin Halk Cumhuriyeti Başkanı Xi Jinping –%10, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin –%7 ve Birleşik Krallık Başbakanı David Cameron –%5.

DÜNYA Liderler Hakkında Ne Düşünüyor

Nur UsluDÜNYA LİDERLERİ MERCEK ALTINDA

DÜNYA DEMOKRASİYE AŞIK, ANCAK…

New Microsoft PowerPoint Presentation

Dünya genelinde demokrasi tamamen kabul görse de birçok kişi ülkesinin halkın iradesine göre yönetilmediğini düşünüyor.

BAREM, global ortağı WIN/ Gallup International ile birlikte tüm dünyada demokrasi konusunu araştırdı. 62 ülkede 60 binden fazla kişiyle 2014 yılı sonunda yapılan araştırma, dünyada bir demokrasi sorunu olduğunu ortaya koydu.

Öne çıkanlar

  • Dünya nüfusu demokrasiyi büyük ölçüde benimsemiş durumda, yüzde 76’sı bazı sorunları olsa da demokrasinin en iyi yönetim şekli olduğuna inanıyor. Bu konuda tüm dünyada görüş birliği var.
  • Ancak, kendi ülkelerinin halkın isteklerine göre yönetilip yönetilmediği sorulduğunda bu konsensus önemli ölçüde azalıyor. Görüşülenlerin yüzde 50’si bunu kabul ederken yüzde 46’sı etmiyor.
  • Araştırmada ön plana çıkan iki konudan birincisi prensip olarak demokrasinin güçlü bir şekilde kabul edilmesi diğeri ise hâlihazırda işleyen sistemin eleştirilmesi.

Demokrasi en iyi yönetim şekli!

Görüşülen 62 ülkedeki insanlar ortalama yüzde 76 ile demokrasinin en iyi yönetim şekli olduğu konusunda hemfikir. Bu durum kişinin dini inancı olup olmadığına veya hangi dine inandığına bağlı değil. Dünyada demokrasiye inanç tüm gruplara yayılmış durumda iken en güçlü olduğu alt gruplar eğitimi ve geliri yüksek olanlar.  Demokrasiye inanmada en yüksek oranlar Kuzey Amerika, Afrika ve Batı Avrupa ülkelerinde iken en düşük oranlara sahip bölgeler Kuzey Asya, Doğu Avrupa ve Latin Amerika.

Türkiye’de demokrasiye inanma oranı  yüzde 86 ile Dünya ortalamasının üstünde ve 62 ülke içinde Almanya’nın arkasından 10. sırada. Türkiye’de bu konuda en yüksek oranlara sahip gruplar; öğrenciler (yüzde 94), üniversite ve üzeri eğitimli kişiler (yüzde 92) ile üst -AB- sosyoekonomik statü grupları (yüzde 91).

Grafikler_2

Dünya halkın iradesine göre yönetiliyor mu!

Araştırmada sorulan diğer bir soru; yaşadığı ülkenin halkın iradesine göre yönetilip yönetilmediği idi. Dünyada görüşülen kişilerin yarısı ülkesinin, halkın isteklerine göre yönetildiğini düşünürken, yarıya yakın (yüzde 46) diğer bir bölüm bunun tersini söylüyor.  Cevap vermeyenler yüzde 4.

Ülkeler bazında bakıldığında 26 ülkenin halkı ülkesinin kendi isteklerine göre yönetildiğini, 32 ülke halkı ise aksini söylüyor. 4 ülkede cevaplar eşit. Sonuçlar ülkeden ülkeye değişkenlik gösterirken uç bölgeler olumlu yaklaşımın en yüksek olduğu Doğu Asya (yüzde 69) ile en düşük olduğu Doğu Avrupa (yüzde 39).

Türkiye‘de ülkenin halkın iradesiyle yönetildiğini düşünenlerin oranı yüzde 48. Görüşülen kişilerin yüzde 1’i bu konuda fikri olmadığını söylüyor. Türkiye’nin halkın iradesiyle yönetilmediğini düşünenler (yüzde 51) arasında; en yüksek oranlar şu gruplarda görülüyor: kadınlar  (yüzde 54), lise ve üniversite mezunları (yüzde 54) ile üniversite üzeri (yüzde 68 ) eğitimliler.

Grafikler_3

Nur UsluDÜNYA DEMOKRASİYE AŞIK, ANCAK…

MOBİL CİHAZLAR HAYAT KALİTEMİZİ YÜKSELTİYOR!

Mobile applications and media technology concept

Mobile applications and media technology concept

Türkiye’nin öncü araştırma şirketi BAREM, global ortağı WIN/ Gallup International ile birlikte cep telefonları ve elde taşınabilir mobil cihazların hayatımızı nasıl etkilediğini araştırdı. Türkiye sonuçlarına göre  kullanıcılar bu cihazların hayat kalitelerini olumlu yönde etkilediği görüşünde. Araştırmaya göre ülkemizde kullanıcıların %85’i cep telefonu ve mobil cihazların hayat kalitelerini yükselttiğini düşünüyor.

Mobil teknoloji hayatımıza girdiği günden beri vazgeçilmezlerimiz arasında. Her gün yeni cihazlarla tanışıyor mevcut cihazların daha üst modelleriyle karşılaşıyoruz. Sadece 21 yıldır hayatımızda olan cep telefonları bugün yaş ve statü gözetmeksizin herkesin kullanımında. Buna son 5 yılda elde taşınabilen mobil cihazlar da eklendi, kullanım yaygınlaştı. Neredeyse 24 saat ulaşır ve ulaşılır durumdayız. Ne özel, ne de iş yaşamımızı onlarsız düşünebiliyoruz. Acaba bu cihazları zamana yetişmek için bir zorunluluk olarak mı, yoksa isteyerek mi kullanıyoruz? İş hayatımız mobil cihazlar sayesinde esnekleşti mi, yoksa tüm güne mi yayıldı? Sosyal hayatımız sosyal medya ile genişliyor mu yoksa küçük bir ekrana mı sıkışıyor? Bu cihazların kölesi mi olduk efendisi mi? Mobil cihazlar yaşam kalitemizi artırıyor mu yoksa azaltıyor mu?

Mobil cihazlar yaşam kalitemizi artırıyor.

BAREM’in araştırması kullanıcıların mobil cihazların hayat kalitelerini yükselttiğini düşündüğünü söylüyor. Araştırmanın sonuçlarına göre nüfusun %85’i cep telefonu ve mobil cihazların kendi hayat kalitelerini yükselttiği görüşünde. Araştırma kapsamında “Mobil cihazlar hayat kalitemi yükseltmiyor” yanıtını verenler 10 kişiden yalnızca 1’i oldu.

Mobil cihazların hayat kalitesini artırdığı görüşü, hiç bir yaş, cinsiyet ya da eğitim grubunda yüzde 70’in altına düşmüyor ve toplumda genel kabul görüyor.

Gelecek mobilin !

Araştırmaya katılan kadınların %86’sı, erkeklerin ise %84’ü bu cihazların hayat kalitelerini yükselttiğini savunuyor.

Mobil cihazlar en çok 25-34 yaş aralığında vazgeçilmez. Bu yaş grubunda yanıt verenlerin %92’si mobil telefon ve cihazların hayat kalitelerini yükselttiği görüşünde. Yaş ilerledikçe bu görüşten uzaklaşılıyor. 44-54 yaş aralığında yanıt verenlerin %81’i, 55 yaş üstünde yanıt verenlerin ise %78’i bu görüşü paylaşıyor.

WIN/ Gallup International, bu araştırmayı 2014 yılı sonunda 67 ülkede 66 bin kişiyle gerçekleştirdi. BAREM Türkiye genelini temsil eden 1000 kişi ile CATI (Bilgisayar Destekli Telefon Görüşmesi) yöntemiyle görüştü.

Nur UsluMOBİL CİHAZLAR HAYAT KALİTEMİZİ YÜKSELTİYOR!