All posts tagged: WIN

Barem WIN Yıllık Konferansında

Barem Kantitatif Araştırma Direktörü Dorit Çiprut, Beyrut’ta WIN Yıllık Konferansında Ulusal Ulaştırma Ana Planı araştırma sürecini anlatan “Creating Value in Vuca” sunumunu gerçekleştirdi.

Nur UsluBarem WIN Yıllık Konferansında

HAYDİ ÇOCUKLAR AŞIYA !

The doctor gave children vaccination needle

Haydi Çocuklar Aşıya !

Bu sloganı 80’lerin çocukları Zeki Alasya-Metin Akpınar parodilerinden hatırlarlar, ebeveynleri çocuklarını aşıya götürmeleri için ikna etmeye çalışan tanıtım filmlerinden.

Türkiye’nin öncü araştırma şirketi BAREM, global ortağı WIN/ Gallup International ile birlikte 65 ülkede, 64.771 kişi ile gerçekleştirdiği araştırma ile aşı konusunda dünyanın ne düşündüğünü öğrendi.

Aşıya Güven Projesi (VCP – The Vaccine Confidence Project) Direktörü Dr. Heidi Larson tarafından Ocak 2017’de Davos’taki Dünya Ekonomik Forum’unda sunulan global araştırmaya göre dünya nüfusunun büyük çoğunluğu çocukların aşı olmasının önemli (% 92), aşının güvenli (% 83), etkili (% 87) ve dini inançlarına uygun olduğunu (% 74) düşünüyor.

Aşı5

Çocukların Aşı Olması Önemli
Dünyanın neredeyse tamamı (yüzde 92) aşının çocuklar için önemli olduğunu düşünüyor. Bu düşünceye katılma oranı; yaş veya cinsiyete göre farklılaşmazken üst gelir gruplarında diğer gruplara göre anlamlı olarak yüksek. Dine göre bakıldığında Müslümanların, bölge olarak incelendiğinde ise Latin Amerika, Ortadoğu, Sahraaltı Afrika, Güney ve Batı Asya ülkelerinin aşıya daha çok önem atfettikleri görünüyor. Bunun muhtemel nedeni Dünyanın sıcak ve nispeten az gelişmiş bölgelerinde çocukların mikroplara, dolayısıyla hastalıklara daha açık olması. Bazı ülkelerde özel birtakım dini grupların aşıya karşı olumsuz tutumları var, ancak bu tutum global olarak o dine inananlar arasında yaygın değil. Bu durum, aşıya karşı tutumun dinden çok yerel bağlam ve politik, sosyo kültürel ortamla ilgili olduğuna işaret ediyor.

Aşının güvenli (% 83), etkili (% 87) ve dini inançlarına uygun olması (% 74) da grupların farklılaşması açısından aşının önemi (% 92) ile benzer profil gösteriyor.

Aşının güvenli olduğu ifadesine katılmayanlar global olarak oldukça düşük oranda (% 12). Ancak aşıya güvenmeyenler, bölge olarak AB dışı Avrupa’da (% 21), ülke olarak Fransa (% 41), Bosna- Hersek (%36) ve Rusya’da (% 27) en yüksek oranlara çıkıyor.

Aşı6

Türkiye sonuçları
Araştırmaya göre Türk insanı çocukların aşı olmasının önemli (% 95), aşının etkili (% 91) ve dini inançlarına uygun olduğunu (% 86) düşünüyor. Bu ifadeler için aşıya karşı tutum Türkiye’de global ortalamaya göre daha olumlu. Bu sonuçlarda Zeki Alasya-Metin Akpınar parodilerinin yanısıra bölgenin ve dinin etkisi de görünüyor. Ancak hemen her araştırmada görülen milli güvensizliğimiz burada da karşımıza çıkıyor ve aşının güvenli olduğunu düşünenler(% 78) global ortalamanın (%83) biraz altında kalıyor.

Aşı araştırması için Türkiye’de Ekim-Kasım 2015 aylarında CATI (Bilgisayar Destekli Telefon Görüşmesi) yöntemiyle 1000 kişi ile görüşüldü.

Nur UsluHAYDİ ÇOCUKLAR AŞIYA !

MÜLTECİLER SORUNU DÜNYAYI BÖLDÜ

image.adapt.960.high.syrian_refugees_02a

MÜLTECİLER SORUNU DÜNYAYI BÖLDÜ

BAREM’in, dünyanın önde gelen pazarlama ve sosyal araştırma ağı olan ortağı WIN/Gallup International ile birlikte gerçekleştirdiği “Mülteciler Araştırması” için 69 ülkede 68.595 kişi ile görüşüldü. Genel kamuoyu bu 69 ülkenin, Türkiye de dahil, 42’sinde sığınmacılara karşı iken 27’sinde onlara olumlu bakıyor.

Araştırmaya göre Dünya nüfusunun yüzde 57’sinin mültecilerle ilgili görüşü olumlu, yüzde 32’si ise olumsuz düşünüyor. Olumlu düşünenlerin olumsuz düşünenlerden farkı olan Net destek, global olarak yüzde 25.

Ülke değiştirme konusunda dünyayı 3 grupta incelemek mümkün.

Alt gelir grubundaki ülkelerin büyük bir bölümü mülteciliği destekliyor. Ortalama kişi başına yıllık geliri 10 bin dolar ve altında kalan 18 ülkenin yalnızca 3 tanesi mültecilere karşı.

Alt_Gelir_2

Orta gelir grubundaki ülkelerinin çoğu ise mültecilere olumsuz bakıyor. Kişi başına yıllık geliri 10 bin ila 35 bin dolar arasında olan 34 ülke içinde sadece 3 tanesi mülteciliği destekliyor. Türkiye desteklemeyenler arasında.

Orta_Gelir_2

Üst gelir grubundaki ülkeler içinde mülteciliği destekleyen ve karşı olanlar var. Kişi başına yıllık geliri 35 bin dolar ve üzeri olan bu 17 ülkenin 9 tanesi sığınmacıları desteklerken 8 tanesi onlara karşı.

Ust_gelir_2

Sığınmacılar konusundaki tavır, yaş ve gelir grupları arasında da önemli değişiklikler gösteriyor. Gençler mültecileri yaşlılara göre daha çok destekliyor. Global Net destek 35 yaş altında yüzde 30 iken 35 yaş ve üzerinde yüzde 15’e düşüyor.
Her toplumu gelir seviyesine göre 5’te birlik gruplara ayırdığımızda yüksek gelirlilerin sığınmacıları düşük gelirlilere göre daha çok desteklediğini görüyoruz. Gelir olarak en alt yüzde 20’lik kesimde mültecilere net destek yüzde 2 iken en üst yüzde 20’lik grupta bu oran yüzde 53’e çıkıyor.

TÜRKİYE MÜLTECİLERE SICAK BAKMIYOR
Türkiye Dünyanın en büyük sığınmacı ağırlayan ülkesi olarak, gelen mültecilere çok da sıcak bakmıyor. Eksi yüzde 35 net destek oranı ile araştırmanın yapıldığı 69 ülke içinde 49uncu sırada. Türkiye son rakamlara göre ülkesindeki iç savaştan kaçan 4,7 milyon Suriyelinin 2,6 milyonunu misafir ediyor ve bu iş için bugüne kadar 8,5 milyar dolar harcadı.

Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılar; KOBİ’ler için ucuz iş gücü, Devlet için ne kadar büyük bir ülke olduğunu bölgeye ve Dünyaya göstermenin bir yolu, aynı zamanda AB ile bir pazarlık unsuru, halkın bir kısmı için kardeş, bir kısmı için dindaş, bir kısmı için dilenci, başka bir kısmı için ise terörist.

Türkiye’de mültecilere karşı olumlu algı (% 29), olumsuzun (% 64) çok altında ve net destek eksi yüzde 35. 2005 yılında yapılan benzer bir araştırmayla karşılaştırıldığında Türk halkının bugün mültecilere daha yakın olduğu anlaşılıyor. O araştırmada olumlu algı yalnızca yüzde 7, olumsuz ise yüzde 87 olarak görünüyor, net destek eksi yüzde 79.

Araştırmanın güncel global raporuna göre gençler ve üst gelir grubundan kişiler sığınmacılara daha sıcak bakıyor. Türkiye’de de benzer şekilde 35 yaş altı gençler arasında sığınmacılara olumlu bakanların oranı yüzde 39 iken, 35 yaşın üstünde bu oran yüzde 19’a düşüyor. Ancak gelir seviyesi için durum globalden farklı. Mültecilere olumsuz bakanların oranı üst sosyoekonomik sınıfta yüzde 73’e, Üniversite mezunları arasında % 71’e, lisansüstü ve üzeri eğitimlilerde ise yüzde 79’a çıkıyor, bu tüm gruplar içinde en yüksek oran.

BAREM Araştırma Kurucu Başkanı Pervin Olgun: “Araştırmanın sonuçları mülteciliğin hızla globalleşen dünyada uzun bir süre daha karşıt görüşlerin olduğu bir anlaşmazlık konusu olarak kalacağını gösteriyor. Bu; ekonomik, sosyal ve politik görüşlerin yanında duygularında işin içine girdiği çok karmaşık bir sorun. Türkiye açısından konu çok sıcak. Burası her dönemde göçlerin olduğu bir ülke ancak günümüzde Dünyanın en fazla sığınmacı ağırlayan ülkesiyiz. Araştırmacılar olarak dünyanın tüm bölgelerinde bu konudaki kamuoyunu objektif ve detaylı olarak izlemeyi sürdüreceğiz.”

Nur UsluMÜLTECİLER SORUNU DÜNYAYI BÖLDÜ

Mutluluk – Umut – Refah

happiness

KARGAŞA DOLU BİR YILIN SONUNDA DÜNYA GENEL OLARAK MUTLU VE UMUTLU ANCAK REFAH BEKLEMİYOR 

Dünya genelinde insanların yüzde 66’sı kendini mutlu hissediyor ve yüzde 54’ü 2016 yılının kendisi için daha iyi geçeceğini umuyor iken yalnızca yüzde 45’i ülkelerinin ekonomik durumunun geçen yıla göre daha iyi olacağını düşünüyor.
Araştırma sektörünün lider kuruluşlarından BAREM’in, global ortağı WIN/ Gallup International ile birlikte Dünya genelinde 68 ülkede 66 bin kişi ile görüşerek gerçekleştirdiği Global Mutluluk, Umut ve Refah araştırmasının sonuçları yayınlandı.

Dünya 2016 yılına mutlu giriyor
Dünya genelinde insanların % 66’sı mutlu iken mutsuzların oranı % 10. Dört kişiden biri ne mutlu, ne de mutlu değil. Dünyanın en mutlu ülkesi Kolombiya (%87), en mutsuz ülkeleri ise geçen yıl olduğu gibi Irak (%26) ile Yunanistan (% 29).
Türkiye halkası BAREM tarafından gerçekleştirilen araştırmada Türkiye, yüzde 55 mutlu oranı ile, Dünya mutluluk sıralamasında 68 ülke arasında 46. sırada yer alıyor. Mutsuzlar yüzde 15. Türkiye’de mutluluğun her sosyoekonomik statü grubuna benzer şekilde dağılmış olması “Parayla saadet olmaz” sözünü hatırlatıyor. Ancak mutsuz oranı en yüksek kesimlerin işsizler (% 35) ve çalışmayan emekliler (% 18) olması minimum ihtiyaçların karşılanamaması riskinin mutluluğu etkilediğini gösteriyor.

Slide1

2016 yılı 2015’e göre daha iyi olacak

Araştırmaya göre dünya nüfusunun yüzde 54’ü kendileri açısından 2016 yılının 2015’e göre daha iyi olmasını bekliyor, yüzde 16’sı tersini, dörtte biri ise iki yılın aynı olacağını düşünüyor. 2016 yılından en umutlu ülkeler bir Güney Asya ülkesi olan Bangladeş (% 81), bir Afrika ülkesi olan Nijerya (% 78) ve Çin (% 76). En az umutlu olanlar ise Avrupa’dan; İtalya (% 15), Bosna Hersek (% 19) ve Bulgaristan (% 19).
Türkiye yüzde 44 umutlu oranı ile 68 ülke içinde 23. sırada yer alıyor. 2016 yılının kendileri için 2015’den daha kötü geçeceğini düşünenler yüzde 28, benzer bir yıl bekleyenler ise yüzde 22. Türkiye’de erkekler (% 51), kadınlara göre (% 36) 2016 yılından daha umutlu. En umutsuz yaş grubu 45-64, bu grubun yüzde 35’i bu yıldan daha kötü bir 2016 bekliyor. Benzer şekilde Metropollerde yaşayanlar arasında umutsuzların oranı yüzde 35 ile diğer şehirlerden daha yüksek. Üniversite mezunları içinde umutsuzların oranı yüzde 39’a yükseliyor.

Slide2

Refah beklentisi daha düşük
2106 yılının ülkelerinin ekonomisi açısından 2015’den daha iyi olacağını düşünenlerin oranı dünya genelinde yüzde 45. Daha kötü bir yıl bekleyenler yüzde 22 iken, benzer olacağını düşünenler yüzde 28. 2016 yılından en umutlu ülkeler aynı zamanda refah beklentisi en yüksek olanlar; Nijerya (% 74), Bangladeş (% 72) ve Çin (% 65). En düşük ülke ise halkın yüzde 71’inin ülke ekonomisinin 2015 yılından daha kötü olmasını bekleyen Yunanistan.
Türkiye refah beklentisi açısından, daha iyi bir 2016 bekleyen yüzde 32 ile 68 ülke arasında 23. sırada. Olumsuz düşünenler yüzde 35, benzer bir 2016 yılı bekleyenler ise yüzde 28. Demografik kırılımların umut ve refah beklentileri paralellik gösteriyor. Refah beklentisi Erkeklerde (% 39) kadınlara (% 25) göre yüksek. 2016 ekonomisinin 2015’ten kötü olacağını düşünenler Türkiye genelinde yüzde 35 iken; 45-64 yaş grubunda yüzde 45’e, İstanbullular arasında yüzde 40’a, İzmir’de yaşayanlar arasında yüzde 50’ye, Üniversite mezunları içinde ise yüzde 50’ye çıkıyor.

Slide3

Gelişmekte olan ülkeler daha umutlu
Dünya ülkelerini Zenginler (G7), Gelişmekte olan ülkeler (G7 dışındaki G20) ve Diğer ülkeler olarak 3 gruba ayırdığımızda, aralarında gelir açısından uçurum olan 3 grupta da mutluyum diyenler yüksek oranlarda; Zenginler (% 55) Gelişmekte olanlar (% 69) ve Diğer ülkeler (% 63). Ancak umut açısından ciddi farklar var. 2016 yılının 2015’den daha iyi geçeceğini düşünenlerin oranı, Türkiye’ninde içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkelerde, çok daha yüksek: Zenginler (% 29) Gelişmekte olanlar (% 63) ve Diğer ülkeler (% 48).
Benzer şekilde refah beklentisi de gruplara göre çok farklı ve Gelişmekte olan ülkelerde en yüksek oranda; Zenginler (% 18) Gelişmekte olanlar (% 54) ve Diğer ülkeler (% 40).

Araştırmanın Künyesi:
Global Mutluluk, Umut ve Refah araştırması WIN/ Gallup International üyesi firmaların Dünya genelinde 68 ülkede 66 bini aşkın kişi ile görüşerek gerçekleştirdiği bir araştırma. Saha çalışması bu yılın Ekim ve Kasım aylarında yapıldı. BAREM araştırma kapsamında Türkiye’de CATI (Bilgisayar Destekli Telefon Görüşmesi) yöntemi ile 1028 görüşme yaptı.

Nur UsluMutluluk – Umut – Refah

DÜNYA LİDERLERİ MERCEK ALTINDA

İkisi de Dünya Lideri Ancak Birini Herkes Beğeniyor Diğerini ise Bazıları

images

Araştırma sektörünün lider kuruluşlarından BAREM, global ortağı WIN/Gallup International ile birlikte, Dünya Liderlerine bakışı ortaya koyan bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırma sonuçlarına göre, ABD Başkanı Barack Obama ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tanınırlığı en yüksek iki lider. Ancak algıları oldukça farklı; Obama yaygın olarak en beğenilen lider iken Putin hakkındaki görüşler kutuplaşıyor.

 Türkiye halkası BAREM tarafından gerçekleştirilen ve WIN/ Gallup International tarafından 1977 yılından bu yana yapılan Yılsonu Araştırması’nda katılımcılara 10 dünya lideri hakkındaki görüşleri soruldu. Araştırmaya, 65 ülkede ülkelerin nüfusunu temsil eden 63.976 kişi katıldı. İşte sonuçlar;

ABD Başkanı Barack Obama dünyanın pek çok yerinde takdir ediliyor

Araştırmaya katılan her 5 kişiden 3’ü (%59) 2016 yılında görevi devredecek olan ABD Başkanı Barack Obama için olumlu bir görüşe sahip. Olumsuz görüşü olanlar ise %29. Başkan Obama’nın olumlu bir reputasyona sahip olduğu bölge oldukça geniş; Güney Asya’da %76, AB ülkelerinde (%67), Latin Amerika’da (%65), Sahraaltı Afrika’da (%65), Doğu Asya’da (%65).  MENA (Ortadoğu ve Kuzey Afrika) bölgesinde ise olumlu görüşlerin oranı %33’e düşüyor.

En popüler 2. lider Almanya Şansölyesi Angela Merkel

2015’te Time Dergisi tarafından Yılın Kadını seçilen Almanya Başbakanı Angela Merkel en popüler 10 global lider arasında 2. sırada yer alıyor.  Katılımcıların %42’si Merkel hakkında olumlu görüşe sahipken %29’u tam tersini düşünüyor. Merkel’in popüleritesi erkekler arasında %45 iken hemcinsleri arasında %39.

3üncü sırada yer alan İngiltere Başbakanı David Cameron hakkında ise dünyanın %37’si olumlu, %28’i ise olumsuz görüşe sahip. Cameron’un popüleritesi özellikle Güney Asya’da (%53) ve Kuzey Amerika’da (%46 yüksek)

Putin için olumsuz düşünenlerin oranı %43

Suriye’de İŞİD ile olan savaşta takındığı tutuma rağmen Rusya Devlet Başkanı Putin hakkındaki görüşler ikiye ayrılıyor. 3 kişiden 1’i Putin hakkında olumlu görüş bildirirken, olumsuz görüş bildirenler daha fazla, %43. Buna rağmen dünyanın en kalabalık iki ülkesine bakıldığında Putin’in popüleritesinin arttığı görülüyor. Çin’de Putin hakkında olumlu düşünenler %55, Hindistan’da ise %39. Putin’in en popüler olduğu ülkeler eski Sovyet ülkeleri (%55) iken en az popüler olduğu yerler AB bölgesi %67 ve Kuzey Amerika %65.

Peki Türkler dünya liderleri için ne düşünüyor?

BAREM, araştırma kapsamında Türkiye’de 1028 kişi ile CATI yöntemiyle görüştü. Türkiye’de dünya liderlerine bakış genellikle olumsuz. Türkler düşük bir oranda olsa da en olumlu görüşü ABD Başkanı Barack Obama (%5) ve Brezilya Başbakanı Dilma Rousseff (%1) için belirtiyor. En olumsuz görüşe sahip olunan liderler ise Suudi Arabistan Kralı Salman bin Abdulaziz al Saud –%26, İran Cumhurbaşkanı Hassan Rouhani –%23, Fransa Cumhurbaşkanı Francois Hollande –%19, Almanya Devlet Başkanı Angela Merkel –%11, Çin Halk Cumhuriyeti Başkanı Xi Jinping –%10, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin –%7 ve Birleşik Krallık Başbakanı David Cameron –%5.

DÜNYA Liderler Hakkında Ne Düşünüyor

Nur UsluDÜNYA LİDERLERİ MERCEK ALTINDA

MOBİL CİHAZLAR HAYAT KALİTEMİZİ YÜKSELTİYOR!

Mobile applications and media technology concept

Mobile applications and media technology concept

Türkiye’nin öncü araştırma şirketi BAREM, global ortağı WIN/ Gallup International ile birlikte cep telefonları ve elde taşınabilir mobil cihazların hayatımızı nasıl etkilediğini araştırdı. Türkiye sonuçlarına göre  kullanıcılar bu cihazların hayat kalitelerini olumlu yönde etkilediği görüşünde. Araştırmaya göre ülkemizde kullanıcıların %85’i cep telefonu ve mobil cihazların hayat kalitelerini yükselttiğini düşünüyor.

Mobil teknoloji hayatımıza girdiği günden beri vazgeçilmezlerimiz arasında. Her gün yeni cihazlarla tanışıyor mevcut cihazların daha üst modelleriyle karşılaşıyoruz. Sadece 21 yıldır hayatımızda olan cep telefonları bugün yaş ve statü gözetmeksizin herkesin kullanımında. Buna son 5 yılda elde taşınabilen mobil cihazlar da eklendi, kullanım yaygınlaştı. Neredeyse 24 saat ulaşır ve ulaşılır durumdayız. Ne özel, ne de iş yaşamımızı onlarsız düşünebiliyoruz. Acaba bu cihazları zamana yetişmek için bir zorunluluk olarak mı, yoksa isteyerek mi kullanıyoruz? İş hayatımız mobil cihazlar sayesinde esnekleşti mi, yoksa tüm güne mi yayıldı? Sosyal hayatımız sosyal medya ile genişliyor mu yoksa küçük bir ekrana mı sıkışıyor? Bu cihazların kölesi mi olduk efendisi mi? Mobil cihazlar yaşam kalitemizi artırıyor mu yoksa azaltıyor mu?

Mobil cihazlar yaşam kalitemizi artırıyor.

BAREM’in araştırması kullanıcıların mobil cihazların hayat kalitelerini yükselttiğini düşündüğünü söylüyor. Araştırmanın sonuçlarına göre nüfusun %85’i cep telefonu ve mobil cihazların kendi hayat kalitelerini yükselttiği görüşünde. Araştırma kapsamında “Mobil cihazlar hayat kalitemi yükseltmiyor” yanıtını verenler 10 kişiden yalnızca 1’i oldu.

Mobil cihazların hayat kalitesini artırdığı görüşü, hiç bir yaş, cinsiyet ya da eğitim grubunda yüzde 70’in altına düşmüyor ve toplumda genel kabul görüyor.

Gelecek mobilin !

Araştırmaya katılan kadınların %86’sı, erkeklerin ise %84’ü bu cihazların hayat kalitelerini yükselttiğini savunuyor.

Mobil cihazlar en çok 25-34 yaş aralığında vazgeçilmez. Bu yaş grubunda yanıt verenlerin %92’si mobil telefon ve cihazların hayat kalitelerini yükselttiği görüşünde. Yaş ilerledikçe bu görüşten uzaklaşılıyor. 44-54 yaş aralığında yanıt verenlerin %81’i, 55 yaş üstünde yanıt verenlerin ise %78’i bu görüşü paylaşıyor.

WIN/ Gallup International, bu araştırmayı 2014 yılı sonunda 67 ülkede 66 bin kişiyle gerçekleştirdi. BAREM Türkiye genelini temsil eden 1000 kişi ile CATI (Bilgisayar Destekli Telefon Görüşmesi) yöntemiyle görüştü.

Nur UsluMOBİL CİHAZLAR HAYAT KALİTEMİZİ YÜKSELTİYOR!

ELİMİZİ OTOMATİK OLARAK YIKIYORUZ !

el-yikama-neden-bu-kadar-onemli_1405341461_153c3cf15afaac

Dünya nüfusunun 3’te 2’si tuvalete gittikten sonra otomatik olarak sabun ve suyla elini yıkıyor. Türkiye’de ise bu, çok daha yaygın bir alışkanlık; BAREM’in araştırmasında Türkiye’de görüşülen kişilerin %94’ü tuvalet sonrası otomatik olarak ellerini sabunla yıkadığını belirtti.
Araştırma şirketi BAREM, global ortağı WIN/ Gallup International ile birlikte UNICEF tarafından ilan edilen 15 Ekim Dünya El Yıkama günü için tüm dünyada el yıkama alışkanlıklarını araştırdı.
Ellerin her santimetre karesinde 4-6 bin zararlı mikroorganizmanın bulunduğuna dikkat çeken uzmanlar el temizliği konusunda vatandaşları sıklıkla uyarıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2013 rakamlarına göre dünyada su, temizlik ve hijyen konularından kaynaklı hastalıklar nedeniyle her yıl 440 milyon okul günü kaybediliyor. Sadece sabunla el yıkanmasıyla her yıl 650 bin hayatın kurtarılabileceği tahmin ediliyor. El temizliği ile grip, ishal gibi toplumda yaygın bulaşıcı hastalıkların önüne geçiliyor. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu ( UNICEF ) el yıkamanın önemini vurgulamak için 2008 yılında 15 Ekim’i “Dünya El Yıkama Günü” olarak kabul etti.
Türkiye’de el yıkama alışkanlığı yüksek
BAREM bu yıl WIN/ Gallup International ile birlikte, 7’inci kez kutlanan Dünya El Yıkama Günü’yle ilgili bir araştırmaya imza attı.
Dünyada 2014 yılı sonunda başlayan ve 64 ülkede 62 bin kişiyle görüşülerek gerçekleştirilen araştırmanın Türkiye bölümü BAREM tarafından CATI yöntemiyle ve 1000 kişi arasında yürütüldü. Elde edilen sonuçlara göre ülkemizde halkın büyük bir çoğunluğu tuvaletten sonra el yıkama alışkanlığına sahip.
Araştırma kapsamında katılımcılara “Tuvalete gittikten sonra ellerimi sabunla yıkamak otomatik olarak yaptığım bir şey” ifadesine ne kadar katıldıkları soruldu, yanıt verenlerin yüzde 94’ü katılıyorum, %4’ü kısmen katılıyorum cevabı verdi.
Bu alışkanlığa erkekler ve kadınlar benzer oranlarda sahip iken, tuvalet sonrası el yıkama konusunda bilinçlenmeye en çok ihtiyacı olan grubun öğrenciler olduğu görünüyor.

Dünyada tuvalet sonrası temizlik kültürü el yıkama oranlarını etkiliyor
Dünya genelinde görüşülen kişilerin %65’i ellerini su ve sabunla yıkamanın otomatik olarak yaptıklarını bir şey olduğuna katılırken, %26’sı bir dereceye kadar katıldığını, %8’i ise katılmadığını söyledi.
Araştırma, Müslüman ülkelerin Dünya geneline göre bu alışkanlığa daha yüksek oranlarda sahip olduğunu gösteriyor.
Dünyada tuvalet sonrası su ve sabun ile el yıkama alışkanlığı en yüksek ülke Suudi Arabistan (% 97) iken Çin (%23) ve Japonya (%30) bu alışkanlığın en düşük olduğu ülkeler. Avrupa’da bu anlamda en yüksek oran Türkiye’den sonra Yunanlılar (%85) en düşük oran ise Hollandalılar (% 50) arasında görünüyor.

Nur UsluELİMİZİ OTOMATİK OLARAK YIKIYORUZ !

TÜRKİYE VE DÜNYA, BİRLEŞMİŞ MİLLETLER YAPTIRIMLARINA SICAK BAKIYOR

WIN/ Gallup International, BM Yaptırımları Raporunu BM Genel Kurul Açılış Oturumunda Sunuyor

Turkiye_Yaptırımlara_Destek

BAREM’in, global ortağı WIN/ Gallup International ile birlikte yaptığı araştırmaya göre, dünya genelinde bir referandum yapılmış olsaydı BM yaptırımları lehine oy kullananlar, aleyhine oy kullananlardan % 11 daha fazla olacaktı. Dünyanın en kalabalık ülkesi Çin, yaptırımlara karşı olan grubun başında gelirken, Türkiye yaptırımları destekliyor.

BM Genel Sekreterliğine Newyork’ta Genel Kurulun açılış oturumunda 15 Eylül tarihinde sunulacak olan rapora göre, dünyadaki bir çok ülke BM yaptırımlarına karşı olduğu halde, diğer ülkeler ve global kamuoyu ortalaması bu yaptırımların yanında yer alıyor. Eğer bu konuda dünyadaki 7 milyarın üzerinde insanın oy kullandığı bir referandum gerçekleşseydi, % 50 yanında ve % 39 karşısında olmak üzere, yaptırımların lehinde oy veren nüfus, karşısında olanlardan % 11 daha fazla olacaktı.

WIN/ Gallup International bu raporu Genevre’deki BM “Global Governence Unit” ile birlikte hazırlıyor.

Rapora baz olan araştırma; 2014 yılı Kasım ayında 67 ülkede o ülkeleri temsil eden 67 binin üzerinde kişi ile yapıldı. BAREM Türkiye’de 1000 kişi ile CATI (Bilgisayar Destekli Telefon Görüşmesi) yöntemiyle görüştü.

Araştırma teorik olarak yaptırımlara neden olan 6 soruna odaklandı.
Bunlar; “Başka bir ülkeye sebepsiz askeri saldırı düzenlemek”, “Kendi ülkesindeki herhangi bir grubu hedef alarak sistematik olarak öldürmek veya soykırım yapmak”, “Nükleer silahların yayılmasının önlenmesi antlaşması yükümlülüklerini ihlal etmek veya nükleer silah denetimlerine engel olmak”, “Terorist gruplara finansal destek sağlamak”, “Demokratik olarak seçilmiş bir hükümeti indirmek” ve “Çevre koruma ile ilgili antlaşmaları ihlal etmek”.
Bu 6 yaptırım türünün ortalaması ile bir endeks oluşturuldu.

Dünya genelinde tesadüfi olarak seçilerek görüşülen kişiler kendi ülkelerinden ve bu konularda konuşan ve oy veren resmi delegelerden bağımsız olarak dünya halklarının bu konudaki görüşlerini temsil ediyor.

BM Genel Sekreteri için zor bir görev !

Her ne kadar dünya nüfusu ortalama olarak yaptırımlara sıcak bakıyor ise de gerek ülkeler, gerekse bölgeler bazında kutuplaşma çok yoğun. Bu durumda BM Genel Sekreterine yaptırımlar konusunda fikir birliği sağlamak gibi çok zor bir görev düşüyor.

BM Yaptırımlarına en çok destek veren 10 ülke: Ermenistan, Güney Kore, Finlandiya, Avusturya, Vietnam, Portekiz, Lübnan, İtalya, Ukrayna ve Almanya

BM Yaptırımlarına en az destek veren 10 ülke: Tayland, Endonezya, Çin, Fas, Panama, Arjantin, Kolombiya, Filipinler, Filistin ve Sırbistan

Türkiye BM yaptırımlarını destekliyor

Birleşmiş Milletlerin kuruluşundan onlarca yıl önce, BM misyonuna çok yakın bir konsepti Atatürk’ün “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” önerisiyle benimsemiş olan Türkiye BM yaptırımlarına dünya ortalamasından daha fazla oranda destek veriyor. Türkiye yöneticilerin baş edemediği bir dış tehlike söz konusu olduğunda BM’in Türkiye ve tüm ülkeler için demokrasi ve barışın garantisi olduğunu düşünüyor.

Türkiye en çok net desteği Nükleer karşıtı (% 51) ve Çevre karşıtı (% 49) uygulamaların yaptırımları için veriyor. Bu sonuç son dönemde yaşanan Gezi, Nükleer ve HES karşıtı protestoları düşününce sürpriz olarak görünmüyor.
Yüksek desteğin tek istisnası Demokratik olarak seçilmiş bir hükümeti indiren ülkeye yaptırım uygulanması (%2). Türkiye koşul ne olursa olsun BM’in ülkelerin iç işlerine karışmasını istemiyor.

Demografik kırılımlar incelendiğinde yüksek eğitimli, üst sosyo ekonomik statü gruplarından çalışan ve öğrencilerin BM yaptırımlarına daha çok destek verdiği görünüyor.

Destek doğal olarak kişilerin BM hakkındaki düşüncelerine de bağlı. Birleşmiş Milletler hakkında olumlu düşünenler, bugüne kadar yaptıklarını tatmin edici bulanlar ve müdahale ederek savaşları önlemenin BM’in gelecekteki en önemli görevi olması gerektiğini düşünenler arasında yaptırımlar daha çok destek buluyor

 

Nur UsluTÜRKİYE VE DÜNYA, BİRLEŞMİŞ MİLLETLER YAPTIRIMLARINA SICAK BAKIYOR

TÜRK HALKI ÜLKESİ İÇİN SAVAŞMAYA GÖNÜLLÜ

821729-mehmetcik-takipte

Araştırma sektörünün lider kuruluşlarından BAREM ve global ortağı WIN/GIA, Birinci Dünya Savaşı’nın 100. Yıldönümünde “Ülkeniz için Savaşır mısınız” konulu bir araştırma sonucu yayımladı. Türkiye halkası BAREM tarafından yapılan araştırmaya göre, ülkeleri bir savaşa girerse savaşmaya gönüllü olanların oranı 63 ülke için ortalama %60 iken Türkiye’den katılımcıların yüzde 73’ü “Ülkem için Savaşırım” dedi.

Türkiye halkası BAREM tarafından gerçekleştirilen WIN/ Gallup International 2014 Yılsonu Araştırması’nda 1. Dünya Savaşı’nın 100. Yılı olması nedeniyle “Ülkeniz için Savaşır mısınız” sorusu soruldu. Soruya ülkelerden ilginç cevaplar geldi. Tüm dünyadan 63 ülkenin katıldığı araştırmada, ülkeleri bir savaşa girdiğinde savaşmaya istekli olanların ortalaması %60 olarak çıktı. Savaşmayacaklarını söyleyenlerin oranı ise %27 oldu. Kararsızlar da var.

Türkiye’de her kesimde gönüllü oranı dünya ortalamasının üstünde

BAREM, araştırma kapsamında CATI (Bilgisayar Destekli Telefon Görüşmesi) yöntemiyle 12 ilde 18 yaş ve üzeri Türkiye nüfusunu temsil eden 1000 kişiyle görüştü. Araştırmaya katılan kişiler dünya ortalamasının üzerinde bir oranla, %73 ile Türkiye’nin olası bir savaşa girmesi durumunda savaşmaya hazır olduğunu belirtti.

Türkiye sonuçları yaş, cinsiyet, eğitim gibi demografik özelliklere göre incelendiğinde Türkiye bir savaşa girerse her demografik kesimin dünya ortalamasının üstünde gönüllü olduğu görülüyor.

En çok istekli gruplar

  • Erkekler (% 77),
  • 45-54 yaş grubu (% 81) ve 18-24 yaş (% 77),
  • Öğrenciler (% 78),
  • İlkokul ve daha düşük eğitimli kesim (% 80),
  • C1 ve DE (% 78) sosyoekonomik statü grupları,
  • İzmir’de yaşayanlar (% 78)

En az istekli gruplar

  • Kadınlar (% 69),
  • 55 yaş üstü (% 67),
  • Emekliler (% 68),
  • Üniversite ve üzeri eğitimliler (% 63)
  • AB sosyoekonomik statü grubu (% 67)
  • İstanbul’da yaşayanlar (% 69)

Ortadoğu ve Kuzey Afrikalılar Ülkeleri İçin Savaşmaya Hazır

 “Ülkem için savaşırım” diyenlerin oranı Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yüzde 77’ye ulaşırken, Asya yüzde 71’le ikinci bölge oldu. Batı Avrupa ülkelerinin yarısından fazlası ise yüzde 53 oranı ile ülkeleri ve bayrakları için mücadele etmeyeceklerini söyledi.

Dünya genelinde 63 ülkede yapılan anket sonuçlarına göre katılımcıların ABD’de yüzde 44’ü, İngiltere’de yüzde 27’si Fransa’da yüzde 29’u ve Almanya’da yüzde 18’i ülkeleri için mücadele edebileceğini söyledi. Yaygın olarak tarafsız kalmayı seçen İsviçre halkı ise yüzde 39 evet cevabı ile ülkesi için savaşmaya hazır olduğunu söyledi. İkinci Dünya savaşından sonra uzun yıllar askeri faaliyetleri sınırlanan Japonyada ise bu oran yalnızca % 11 oldu.

Ülkesi için savaşmaya en az istekli olan ülke ise yüzde 68 hayır cevabı ile İtalya oldu.

Nur UsluTÜRK HALKI ÜLKESİ İÇİN SAVAŞMAYA GÖNÜLLÜ